English-Turkish translations for different:

farksız, farklı · başka · değişik · bir daha · diğer · bambaşka · ayrı · çeşitli · diğer bir · apayrı · aksini · other translations

different farksız, farklı

I know it's different for you because it's always different, but if you ever need

Senin için farklı olduğunu biliyorum. Çünkü her zaman farklıdır. Ama, eğer ihtiyacın olursa

No, this is family; it's not different.

Hayır, bu bir aile ve farklı değil.

Yes, but no, this is different.

Evet, ama hayır. Bu kez farklı.

Click to see more example sentences
different başka

I want you to see other things, different, new things, talk to different people.

Başka şeyler görmek istiyorum, farklı, yeni şeyler farklı insanlarla konuşmak istiyorum.

I'll give you a different one.

Sana başka bir tane vereceğim.

Let me tell you a different one.

Ben sana başka bir tane anlatayım.

Click to see more example sentences
different değişik

It's too late for this year, but we believe that next year will be different.

Bu yıl için artık çok geç ama sanıyoruz ki gelecek yıl değişik olacak.

Yeah, but, I mean, it is different now.

Evet ama yani şimdi her şey daha değişik.

No, it's not bad, it's just wow different.

Hayır, kötü değil, sadece Vay canına! Değişik olmuş.

Click to see more example sentences
different bir daha

You asked for a lot, a lot of different things and then I couldn't do it all for you.

Sen bir sürü istedi, Daha sonra farklı şeyler ve bir çok Senin için her şeyi yapamadı.

But these people will always ask you something different:

Ama bu insanlar hep daha farklı bir soru soracaklardır:

But there is something that makes us very different from any other animals.

Fakat bizi diğer hayvanlardan çok daha farklı kılan bir şey var.

Click to see more example sentences
different diğer

Why is this night different from every other night?

Neden bu gece diğer tüm gecelerden farklı?

But there is something that makes us very different from any other animals.

Fakat bizi diğer hayvanlardan çok daha farklı kılan bir şey var.

This morning is different.

Bu sabah diğerlerinden farklı.

Click to see more example sentences
different bambaşka

You know, what's funny is a month ago, this would have been a different story.

Komik olan ne biliyor musun. Bir ay önce olsa bambaşka bir hikaye olurdu.

It's a different story.

Bu bambaşka bir hikâye.

But I'm a different man.

Ama artık bambaşka bir adamım.

Click to see more example sentences
different ayrı

And, besides, we want completely different things.

Ve ayrıca, tamamen farklı şeyler istiyoruz.

So it's two different girls, right?

Yani iki ayrı kız var, öyle mi?

Besides there is a difference

Ayrıca, bir fark daha var:

Click to see more example sentences
different çeşitli

That's a different kind of love.

Bu başka çeşit bir sevgi.

It's just a different kind of prison.

Bu da başka bir çeşit hapishane.

Sort of looks familiar, but it feels different.

Bir çeşit tanıdık geliyor da farklı hissediliyor.

Click to see more example sentences
different diğer bir

Okay, wait, if that's different, Other stuff could be too, right?

Bir dakika, bu farklıysa diğer şeylerde farklı olabilir, değil mi?

But there is something that makes us very different from any other animals.

Fakat bizi diğer hayvanlardan çok daha farklı kılan bir şey var.

He's different from all the other men.

O farklı bir diğer tüm erkekler.

Click to see more example sentences
different apayrı

Yes, indeed, a very different matter.

Evet, apayrı bir konu gerçekten de.

They're on a different level.

Onlar apayrı bir seviyede.

Dame Judi Dench and Shakira for completely different reasons.

Dame Judi Dench ve Sharika. Apayrı sebeplerden dolayı.

Click to see more example sentences
different aksini

Unlike the Great Depression, this is a vastly different scenario.

Büyük Bunalım'ın aksine, bu oldukça farklı bir senaryo.

Gang Unit says different.

Çete Birimi aksini söylüyor.