digits

It looks like a cell phone but it's really like a digital black hole.

Cep telefonuna benziyor, ama aslında dijital kara delik gibi bir şey.

One, two, three, four, five, six, seven, eight, nine, ten digits.

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on parmak.

But if she made a scan, then there must be a digital copy somewhere.

Ama eğer bir tarama yapmışsa, bir yerlerde dijital bir kopyası olmalı.

Musical theater, digital media, medieval studies, women's studies, Jewish studies, African studies.

Müzikal Tiyatro Sayısal Medya, Ortaçağ Bilimleri, Kadın Bilimleri, Yahudi Bilimleri, Afrika Bilimleri.

All we need is a digital camera and a computer.

Bütün ihtiyacımız dijital bir kamera ve bir bilgisayar.

Tony, this better work or you'll be a digital memory.

Tony, bu işe yarasa iyi olur yoksa dijital bir hafıza olacaksın.

Tony, this better work, pal, or you'll be a digital memory.

Tony, ya daha iyi çıkarırsın; ya da sen de dijital anı olursun.

Without a battery, the digital display is useless.

Ne? Bataryası olmadan ekranı bir işe yaramaz ki.

A backpack under the bed contained a digital scale and plastic bags.

Yatağın altında bir sırt çantası, bir dijital ölçek ve plastik torbalar vardı.

What? Without a battery, the digital display is useless.

Bataryası olmadan ekranı bir işe yaramaz ki.