English-Turkish translations for directly:

doğrudan, doğruca, doğrudan doğruya, doğru · direkt olarak · açıkça · dolaysız · şimdi · hemen · bizzat · dosdoğru · derhal · other translations

directly doğrudan, doğruca, doğrudan doğruya, doğru

But I'm offering you something that's far more valuable than money: a direct line to the White House.

Ama sana paradan çok daha değerli bir şey öneriyorum: Beyaz Saray'a doğrudan bir hat.

This a direct order.

Bu doğrudan bir emirdir.

There's no direct link.

Doğrudan bir bağlantı yok.

Click to see more example sentences
directly direkt olarak

It's a military plane, will fly you directly to Hong Kong.

Bu bir askeri uçak, seni direkt olarak Hong Kong'a uçuracak.

But, uh you you weren't exposed, um, at least, not directly

Ama, uh Sen, sen maruz kalmadın, en azından direkt olarak.

Not directly, at least.

En azından, direkt olarak.

Click to see more example sentences
directly açıkça

But direct, open and total war requires a completely different approach.

Ama direkt, açık ve tam bir savaş, daha değişik bir yaklaşım gerektirir.

Now with your arms in that position, slowly walk directly back until you're clear.

Şimdi Bu pozisyonda kollarınızı ile, Sen açık kadar yavaş yavaş doğrudan geri yürümek.

No, Doctor, that's a direct order.

Hayır, Doktor, bu açık bir emir.

Click to see more example sentences
directly dolaysız

I asked you a direct question.

Size dolaysız bir soru sordum.

I'm a very direct woman.

Ben dolaysız bir kadınım.

Well, in the first place there was some very direct evidence.

Peki, ilk olarak orada dolaysız bazı kanıtlar var.

Click to see more example sentences
directly şimdi

Now with your arms in that position, slowly walk directly back until you're clear.

Şimdi Bu pozisyonda kollarınızı ile, Sen açık kadar yavaş yavaş doğrudan geri yürümek.

But at least now we have a map and a direction.

Ama en azından şimdi bir haritamız ve bir yönümüz var.

And now, from William McKinley High in Lima, Ohio, the New Directions!

Ve şimdi de William McKinley Lisesi Lima, Ohio'dan, New Directions!

Click to see more example sentences
directly hemen

And of course, directly behind them is Thomas, referred to as T.J. in Hammond circles.

Ve tabii ki onların hemen arkasında Hammond Camiasında T.J. olarak anılan Thomas var.

Hey! House, open up! This is a direct order!

House, hemen kapıyı aç, bu kesin bir emirdir.

Run and tell mr. Matthews We'll be returning directly.

Koş ve Bay Matthews'a hemen geri döneceğimizi söyle.

Click to see more example sentences
directly bizzat

I want to apologize to you directly, Agent Barker.

Sizden bizzat özür dilemek istiyorum Ajan Barker.

Gerhardt wouldn't be stupid enough to expose himself directly.

Gerhardt kendini bizzat ifşa edecek kadar salak değil.

I spoke with Springsteen direct!

Springsteen ile bizzat konuştum!

directly dosdoğru

Bikini Bottom's directly below.

Bikini Bottom dosdoğru aşağıda.

directly derhal

Direct him, to come immediately.

Doğrudan ona, derhal gelmesi için.