disastrous

The con economic system is disastrous, not just for the planet, but for most people, too.

Dolandırıcı ekonomik sistem bir felaket, sadece gezegen için değil, çoğu insan için de bu böyle.

Yes. The first live experiment was disastrous.

Evet. ilk canlı deneyi bir facia oldu.

The first live experiment was disastrous

İlk canlı deneyi bir facia oldu.

Then something would happen someone finds out or someone falls in love and it ends disastrously.

Sonra bir şey olur biri öğrenir ya da biri aşık olur ve felaketle sonuçlanır.

Colonel, sir, I'm afraid that would be disastrous.

Albay, efendim. Ne yazık ki bu felaket olur.

If Big Bertha falls into the wrong hands, it'll be disastrous.

Eğer Koca Bertha yanlış ellere düşerse, bu bir felaket olur.

Glenn Childs is a disastrous state's attorney.

Glenn Childs felaket bir eyalet başsavcısı.

Excessive honesty can be disastrous, particularly in a commander.

Aşırı dürüstlük feci olabilir, özellikle de bir komutanda.

That would be disastrous.

Bu bir felaket olurdu.

And sometimes, the results can be disastrous.

Ve bazen, bunun sonuçları çok yıkıcı olabilir.