English-Turkish translations for disgrace:

utanç · utanç verici · rezalet · yüz karası · rezil etmek., rezil etmek · yüzkarası · rezillik · gözden düşürmek · ayıp · itibardan düşürmek · rezilâne., rezilâne · other translations

disgrace utanç

You're a disgrace to this university and your family name.

Bu üniversite için bir utanç kaynağısın. Ailen için de.

You're not a Navy Seal, you're a disgrace

Sen bir Navy SEAL değilsin, sen utanç kaynağı

She's a disgrace to the church.

O, kilise için bir utanç kaynağı.

Click to see more example sentences
disgrace utanç verici

This is a disgrace for the whole school.

Bu tüm okul adına utanç verici bir şey.

It's you, his son, that's a disgrace!

Sen onun oğlusun, bu utanç verici!

So am I. This is disgraceful.

Ben de. Bu utanç verici.

Click to see more example sentences
disgrace rezalet

It's a national disgrace!

Bu bir ulusal rezalet!

It's a disgrace.

Bu bir rezalet!

The disgrace would be too great.

Çok büyük bir rezalet olur.

Click to see more example sentences
disgrace yüz karası

The man's a total disgrace to the dental profession.

Bu adam dişçilik mesleği için tam bir yüz karası..

You're a disgrace to your son.

Oğlun için yüz karası bir adamsın.

The family is a disgrace!

Yüz karası bir aile!

Click to see more example sentences
disgrace rezil etmek., rezil etmek

And don't disgrace me!

Ve beni rezil etme!

Don't disgrace me.

Beni rezil etme.

That woman disgraced you.

Bu kadın seni rezil etti.

Click to see more example sentences
disgrace yüzkarası

This is a disgrace.

Bu yüzkarası bir şey.

You're a disgrace to them gloves, your father and the traditions of this boxin' hall.

Sen yüzkarası birisin eldivenler için, baban için ve bu boks sahasının gelenekleri için.

This farm is a disgrace.

Bu çiftlik bir yüzkarası.

Click to see more example sentences
disgrace rezillik

Now that's a disgrace, man.

Bu tam bir rezillik, dostum.

Explain this latest disgrace.

Bu son rezilliği açıkla.

What a disgrace, Francisco Flores.

Ne rezillik, Francisco Flores.

Click to see more example sentences
disgrace gözden düşürmek

His disgrace is good for us.

Onun gözden düşmesi bizim için iyi.

Dr. Norman is a disgraced anesthesiologist.

Dr. Norman gözden düşmüş bir anestezi uzmanı.

They became ronin, masterless samurai, disgraced by another man's treachery.

Ronin oldular, efendisiz samuraylar,. .başkasının ihanetiyle gözden düşen.

Click to see more example sentences
disgrace ayıp

Well, it's a disgrace, a cesspool a blot on our community.

Evet, bu rezillik, bir lağım çukuru, toplumumuzun bir ayıbı.

Doubledeal, this is disgraceful.

Doubledeal, bu çok ayıp ama.

disgrace itibardan düşürmek

Lorenzo Casamares disgraced himself and he is now a fugitive.

Lorenzo Casamares kendi itibarına gölge düşürdü. Ve kendisi şu an bir kaçak.

disgrace rezilâne., rezilâne

Whatever she says, I didn't disgrace myself.

O ne derse desin, ben kendimi rezil etmedim.