dismisses

Because of you, Officer Yoon, Officer Kim, Officer Lee, and Officer Park will be dismissed.

Senin yüzünden Memur Yoon, Memur Kim, Memur Lee ve Memur Park işten çıkarılacak.

But committee member Charles Keating, appointed by President Nixon, fought to dismiss the findings.

Fakat Başkan Nixon tarafından atanan komite üyesi Charles Keating, bulguları yok etmek için savaştı.

That's a significant change of behavior, but you completely dismissed it.

Bu önemli bir davranış değişikliği ama sen bunu tamamen reddettin.

Isn't that the nanny you dismissed weeks ago?

Bu bir hafta önce kovduğun bakıcı değil mi?

I've always just dismissed them because she's you know, horrible, but maybe she's right.

Hep onları duymamazlıktan geldim çünkü o bilirsin korkunç biri, ama belki de haklı.

Colonel Casey, Agent Walker, you're both dismissed.

Albay Casey, Ajan Walker, siz dağılabilirsiniz.

Then you are officially dismissed for the evening.

O zaman sen de bu akşam için resmen azledildin.

Nobody knew dismissed without him will continue.

Kimse ona devam edecektir olmadan görevden biliyordu.

And I thought Monday would be a simple matter of a dismissal, but watch.

Ben de Pazartesi günü basit bir dava reddi olacak sanıyordum ama izleyin.

There's no law against dismissing a pregnant maid.

Hamile hizmetçiyi kovmaya karşı bir kanun yok.