English-Turkish translations for dissipate:

dağılmak · dağılmış · harcanmak · other translations

dissipate

The super-photons haven't dissipated, which means the generator is still leaking.

Süper fotonlar henüz dağılmadılar, bu da demektir ki üreteç hala sızıntı yapıyor.

Then the miracle dissipates and the epidemic begins.

Sonra tüm mucize heba olur ve salgın başlar.

Atmospheric dissipation is a rare and unpredictable event.

Atmosferik dağılma çok ender ve öngörülemez bir durumdur.

Severely overloading all of Talyn's systems and dissipating his energy.

Talyn'in tüm sistemlerini ciddi miktarda aşırı yükledi ve enerjisini parçaladı.

Each wave starts before the previous wave dissipates.

Her dalga bir önceki dağılmadan önce başlıyor.

And those feelings will dissipate as you feel calmer, Mr. Sykes.

Daha sakin hissettikçe o duygular yok olacak Bay Sykes.

It grounds out, dissipates and dies.

İşte bu. Topraklama, enerjisi biter ve ölür.

Matthew Starr, dissipated freer

Matthew Starr! Büyük pompacı pislik!

I do call that dissipation.

Ben buna aşırılık derim.

Halon content has dissipated.

Halon gazı etkisini yitirmiş.