English-Turkish translations for distinct:

farklı · belirgin · ayrı, ayrı ayrı · açık · bariz · net · başka · farklı ayrı · şüphesiz · değişik · çeşitli · aşikâr · özgü · other translations

distinct farklı

Not yet, but it's a distinct possibility.

Henüz değil, ama bu farklı bir olasılık.

I distinctly remember saying to you once, "Good job, Mr. Nigel-Murray.

Sana bir kere farklı olarak "iyi Bay Nigel-Murray" dediğimi hatırlıyorum.

You look so handsome, so distinct.

Çok yakışıklı, çok farklı görünüyorsun.

Click to see more example sentences
distinct belirgin

I think that's a distinct possibility.

Bence bu belirgin bir olasılık.

It has a very distinct scent, doesn't it?

Gayet belirgin bir kokusu var, değil mi?

Because you have very distinct scream lines.

Çünkü çok belirgin çığlık çiziklerin var.

Click to see more example sentences
distinct ayrı, ayrı ayrı

You and I, two distinct forms, but one single soul, you and I.

Sen ve Ben, iki ayrı biçim, ama tek bir ruh, sen ve Ben.

No fingerprints but we have two distinct sets of teeth marks.

Parmak izi yok. Ama eIimizde iki ayrı diş izi var.

Captain, there's a definite presence, a distinct personality.

Kaptan, burada ayrı bir kişiliğin kat'i varlığı var.

Click to see more example sentences
distinct açık

Whereas, today's scan shows distinctly more activity.

Halbuki bugünkü tarama açıkça daha çok aktivite gösteriyor.

His brain waves register more distinctly than yours.

Onun beyin dalga kayıtları açıkça seninkinden daha farklı.

Tracks were human, But the smell was distinctly animal.

İzler insana ait ama koku açıkça hayvan kokusu.

Click to see more example sentences
distinct bariz

I'm sorry to say it, but for me there is a distinct contradiction.

Bunu söylediğim için üzgünüm ama bana göre bariz bir çelişki var.

But I distinctly heard sounds.

Ama bariz bir ses duydum.

But a distinct aftertaste of toxic waste.

Ama ağızda bariz tadı kalan zehirli atık.

Click to see more example sentences
distinct net

I distinctly remember that fire hydrant.

O yangın musluğunu çok net hatırlıyorum.

I distinctly remember.

Gayet net hatırlıyorum.

I remember it distinctly.

Bunu net olarak hatırlıyorum.

distinct başka

The extraordinary, elongated third finger is another distinctive feature of the group.

Olağanüstü, uzamış üçüncü parmak başka ayırt edici bir grup özelliğidir.

Are there any other distinctive smells?

Başka belirgin bir koku var mı?

Any other distinctive physical characteristics? KATRlNA:

Başka belirgin fiziksel bir vasfı var mıydı?

distinct farklı ayrı

It's really, really beautiful, and it was handmade and painted really distinctly.

Çok ama çok güzel, ayrıca el yapımı ve çok farklı bir biçimde boyanmış.

Two hairs, separate and distinctive.

İki saç. Ayrı ve birbirinden farklı.

distinct şüphesiz

A dubious distinction, but, uh, yes.

Şüpheli bir ayırım ama evet.

I distinct Hello?

Ben şüphesiz Alo?

distinct değişik

Three distinct life forms.

Üç değişik yaşam formu.

distinct çeşitli

And a certain kind of distinction.

Ve belirli bir çeşit ayrıcalık.

distinct aşikâr

He distinctly said, "To bl-a-a-ave.

Kurusıkı atmak" dediği aşikâr.

distinct özgü

The murder weapon was a hatpin, ivory, inexpensive but distinctive.

Cinayet aleti ucuz ama kendine özgü fildişi bir şapka iğnesiydi.