English-Turkish translations for distinction:

fark · ayrım · ayırt · farklılık · ayrıcalık · other translations

distinction fark

Not yet, but it's a distinct possibility.

Henüz değil, ama bu farklı bir olasılık.

I distinctly remember saying to you once, "Good job, Mr. Nigel-Murray.

Sana bir kere farklı olarak "iyi Bay Nigel-Murray" dediğimi hatırlıyorum.

You look so handsome, so distinct.

Çok yakışıklı, çok farklı görünüyorsun.

Click to see more example sentences
distinction ayrım

I believe that distinction now belongs to me.

Ben bu ayrım inanıyorum. Şimdi bana ait.

Well, is the distinction very meaningful?

Bu ayrım da çok anlamlı değil mi?

Could you give us a deeper distinction?

Bize daha derin bir ayrım verebilir miydiniz?

Click to see more example sentences
distinction ayırt

The extraordinary, elongated third finger is another distinctive feature of the group.

Olağanüstü, uzamış üçüncü parmak başka ayırt edici bir grup özelliğidir.

It's a very distinctive footprint.

Çok ayırt edici bir ayak izi.

Hey, saliva has a very distinctive smell.

Tükürüğün çok ayırt edici bir kokusu var.

Click to see more example sentences
distinction farklılık

There are distinct differences between male and female brains.

Erkek ve kadın beyinleri arasında belirgin farklılıklar vardır.

I'm afraid that's a distinction for earlier.

Korkarım bu daha önce olan bir farklılık.

Good taste, good clothes, refinement, distinction.

İyi zevk, iyi giysiler, zarafet, farklılık.

Click to see more example sentences
distinction ayrıcalık

It is forbidden for us but it is a sign, a distinction in a country which hates knowledge

Bunlar bize yasak ama bu bir işaret, bilgiden nefret eden bir ülke için ayrıcalık.

And a certain kind of distinction.

Ve belirli bir çeşit ayrıcalık.