English-Turkish translations for do:

Ø · -me · yaptırmak, yapmak · mi · olmak · iş yapmak · etmek · tamamlamak · do · ilgilenmek · öldürmek · çalışmak · kaldırmak · neden olmak · oynamak · haydi · acaba · bitirmek · uymak · yetmek · davranmak · parti · seks yapmak · halletmek · yeterli olmak · hazırlamak · başarmak · bitkin · yatmak · hareket etmek · uygun olmak · yorgun · düzeltmek · idare etmek · düzenlemek · hile · temizlemek · başa çıkmak · taklit etmek · bir halde olmak · meydana getirmek · other translations

We also found translations for word do in Turkish.

do Ø

There is so much that I can do to help you, and there's much that you can do to help us.

Sana yardım edebileceğim bir çok şey var, ve senin de bize yardım edebileceğin bir çok şey var.

You have something for me or do you need something,

Benim için bir şeyin mi var yoksa bir şey mi istiyorsun?

I have something i have to do. really? yeah.

Yapmam gereken bir şey var. Gerçekten mi? Evet.

Click to see more example sentences
do -me

There is so much that I can do to help you, and there's much that you can do to help us.

Sana yardım edebileceğim bir çok şey var, ve senin de bize yardım edebileceğin bir çok şey var.

You have something for me or do you need something,

Benim için bir şeyin mi var yoksa bir şey mi istiyorsun?

Do that for me, all right? Yeah.

Bunu benim için yap tamam mı? tamam

Click to see more example sentences
do yaptırmak, yapmak

There's a good man in there, Jack, but I think there's something else, too, and I can't do that again.

Sen iyi bir insansın, Jack. Ama sanırım başka şeyler de var. Ve ben, onu bir daha yapamam.

But what about you? what did I do? what?

Peki ya sen? Ben ne yaptım ki? Ne mi yaptın?

Yeah, and what did you do?

Evet, peki sen ne yaptın?

Click to see more example sentences
do mi

I've never done anything like that before, but people do it all the time, right?

Daha önce böyle bir şeyi hiç yapmamıştım ama insanlar bunu hep yapar, değil mi?

That's what we do, right?

Bizim işimiz bu, öyle değil mi?

Do you think so, too?

Sence de, öyle mi?

Click to see more example sentences
do olmak

Look, I know how hard this must be for you, but we're doing this for your own good.

Bunun senin için ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ama bunu senin iyiliğin için yapıyoruz.

I mean, if you can't accept me as part of your life, then then what are we doing here?

Yani, eğer beni hayatının bir parçası olarak kabul edemiyorsan o zaman o zaman biz burda ne yapıyoruz?

Do you know who this woman is?

O kadının kim olduğunu biliyor musun?

Click to see more example sentences
do iş yapmak

What about you, what do you do?

Peki ya sen? Sen ne yapıyorsun?

I it's what I do.

Ben Yaptığım bu.

Are you still doing that job?

Hala o işi yapıyor musun?

Click to see more example sentences
do etmek

There is so much that I can do to help you, and there's much that you can do to help us.

Sana yardım edebileceğim bir çok şey var, ve senin de bize yardım edebileceğin bir çok şey var.

Don't worry, I didn't do anything weird.

Merak etme. Garip bir şey yapmadım.

I think, What did I do to deserve him?

Onu hak etmek için ben ne yaptım ki?

Click to see more example sentences
do tamamlamak

What's Yeah, okay, and so, maybe this time I can do something about it.

Ne de Evet, tamam, belki bu sefer bu konuda bir şeyler yapabilirim.

Okay, is there anything you want me to do?

Tamam, benim yapmamı istediğin bir şey var mı?

I'll do anything. Anything. Okay?

Her şeyi yaparım, tamam mı?

Click to see more example sentences
do do

Hey, hey, what do you

Hey, hey, ne do

Shin Se Gi? It's me. Cha Do Hyun.

Shin Se Gi? Benim, Cha Do Hyun.

Do you like frozen yogurt?

Donmuş yoğurt sever misin?

Click to see more example sentences
do ilgilenmek

I'll find something else important and interesting to do, and all will be well and good.

Yapacak başka önemli ve ilgi çekici bir şey bulurum. Ve her şey iyi ve güzel olur.

Or do you have a problem with that?

Yoksa bununla ilgili bir sorunun mu var?

What does Richard have to do with this?

Ne Richard bu ile ne ilgisi var?

Click to see more example sentences
do öldürmek

Do you want this little girl to die, or that little girl or yourself?

Bu küçük kızın ölmesini mi istiyorsun? Ya da o küçük kızın?

Do you think Mom died alone? Like that woman?

Sence annem o kadın gibi yalnız öldü?

Believe me, all I want to do is kill you.

İnan bana. Yapmak istediğim tek şey seni öldürmek.

Click to see more example sentences
do çalışmak

And Sarah, thank you for trying to do something special for me.

Ve Sarah. Benim için özel bir şeyler yapmaya çalıştığın için teşekkür ederim.

Do you work here too?

Burada da çalışıyorsun?

What are you trying to do? Kill yourself?

Sen ne yapmaya çalışıyorsun kendini öldürmeye mi?

Click to see more example sentences
do kaldırmak

You stay here and don't do anything, okay?

Sen burada kal ve sakın hiçbir şey yapma, tamam mı?

I mean, do you need a place to stay?

Yani, kalacak bir yere ihtiyacın var mı?

The best thing we can do is stay together.

Yapabileceğimiz en iyi şey bir arada kalmak.

Click to see more example sentences
do neden olmak

Yeah, but you don't know who or why, do you?

Evet, ama kim ve neden olduğunu bilmiyorsun, değil mi?

Do you know why you're here, Michael?

Neden burada olduğunu biliyor musun, Michael?

Why do you always say no?

Neden her zaman olmaz diyorsun?

Click to see more example sentences
do oynamak

Hey, do you wanna play a game?

Hey, bir oyun oynamak ister misin?

You wanna play that game, do you?

Bu oyunu oynamak istiyorsun, öyle mi?

Come on, Ray, I really want to do this.

Hadi ama, Ray, ben gerçekten oynamak istiyorum.

Click to see more example sentences
do haydi

Come on, we can do something about this.

Haydi ama, bunun hakkında bir şeyler yapabiliriz.

Come on. Do something right, man.

Haydi ama, doğru bir şey yapın.

Come on. Let's do it again.

Haydi, bir kez daha yapalım.

Click to see more example sentences
do acaba

What did he do here?

Burada ne yaptı acaba?

Wonder what he's doing now?

Acaba şimdi ne yapıyor?

And I was wondering, did I do the right thing?

Ve merak ediyorum doğru şeyi mi yaptım acaba?

Click to see more example sentences
do bitirmek

Do yourself a favor and tell me where it is, and this can all be over.

Kendine bir iyilik yap ve bana nerede olduğunu söyle ki bütün bunlar bitsin.

What do you mean over?

Ne demek bitti mi?

You'll do nothing until this is over.

Bu bitene kadar da hiçbir şey yapma.

Click to see more example sentences
do uymak

A kid died the other day from drugs, and nobody, including me, is doing anything about it.

Önceki gün bir çocuk uyuşturucu yüzünden öldü. Ve, ben de dahil hiç kimse bu konuda bir şey yapmıyor.

Where do you sleep in here?

Peki nerede uyuyorsun burada mı?

And that drug helped her do it.

Ve o uyuşturucu da buna yardım etti.

Click to see more example sentences
do yetmek

Just give me something to do, please.

Yeter ki bana yapacak bir şey ver lütfen.

No, one will do.

Yok, bir tane yeter.

No, enough talking, enough thinking. It's time to do something.

Hayır, bu kadar konuşmak bu kadar düşünmek yeter.

Click to see more example sentences
do davranmak

You do treat this thing more like an animal than a machine and it actually works.

Bu şeye bir makineden çok, bir hayvan gibi davranıyorsun ve gerçekten de çalışıyor.

A person is dying and what are you doing?

Bir insan ölüyor ve sen böyle mi davranıyorsun?

What are you doing now? That's very bad manners, you know!

Ne yapıyorsun sen böyle? bu çok kötü bir davranış, biliyorsun!

Click to see more example sentences
do parti

I didn't have anything to do with this stupid party.

Ben bir şey yapmadım. Bu aptal parti için hiçbir şey yapmadım.

What do mean "What kind of party?

Ne çeşit bir parti? Ne çeşit parti mi?

Like we always do in this party?

Bu partide her zaman yaptığımız gibi mi?

Click to see more example sentences
do seks yapmak

At least he's doing drugs and having orgies.

En azından uyuşturucu var ve grup seks yapıyor.

Do you want sex, or did you do something bad?

Seks mi istiyorsun, yoksa kötü bir şey mi yaptın?

Do you still want to have sex?

Yine de seks yapmak ister misin?

Click to see more example sentences
do halletmek

Good! Then you do it.

İyi, hallet o zaman.

Now hurry up and do this now.

Şimdi acele et ve hallet şu işi.

Do it yourself then, but

O zaman kendin hallet ama

Click to see more example sentences
do yeterli olmak

Well, that's important. And I do miss that. But it just wasn't enough anymore.

Bu önemli bir şey ve bunu özlüyorum da ama artık benim için yeterli olmuyordu.

Do you think it'll be enough?

Sence bu yeterli olacak mı?

A simple answer will do!

Basit bir cevap yeterli olur.

Click to see more example sentences
do hazırlamak

Did you do something special for your father?

Baban için özel bir şey hazırladın mı?

Just do me a favor and set the table.

O zaman bana bir iyilik yap ve masayı hazırla.

Do me a favor, make a pizza, huh?

Bana bir iyilik yap. Pizzayı sen hazırla.

Click to see more example sentences
do başarmak

Did we do that or what?

Bunu başardık mı, yoksa ne?

So, yeah, we did do a nice job today.

O yüzden, evet, bugün güzel bir başardık.

No, it's nothing to be ashamed of either, it's really hard to do.

Hayır, utanılacak bir şey yok. Bu, başarması çok zor bir şey.

Click to see more example sentences
do bitkin

What do you think it is, plant, animal?

Sence bu ne, bitki mi, hayvan mı?

I don't know any plant or animal that grows that fast, do you?

Bu kadar hızlı büyüyen bir bitki ya da hayvan bilmiyorum ben, ya sen?

That's a precious plant Don't do that!

O çok değerli bir bitki! Yapmayın!

Click to see more example sentences
do yatmak

We were doing Romeo and Juliet for English, but I got more into the song, "Romeo and Juliet.

İngilizce Romeo ve Juliet yapıyorduk ama Romeo ve Juliet şarkısı daha çok içime yattı.

Do me a favor. Sleep on it.

Bana bir iyilik yap ve git yat.

Sheldon, do you wanna sleep here tonight?

Sheldon, bu gece burada yatmak ister misin?

Click to see more example sentences
do hareket etmek

Don't move, do you understand me?

Hareket etme, anladın beni?

Whatever you do, do not move, okay?

Ne yaparsan yap hareket etme, tamam mı?

Stop, do not move, okay?

Dur, hareket etme. Tamam mı?

Click to see more example sentences
do uygun olmak

Do you know how inappropriate that would be?

Bu ne kadar uygunsuz olurdu, biliyor musun?

Jimmy, do you know how inappropriate that is?

Jimmy, bunun ne kadar uygunsuz olduğunu biliyor musun?

Yeah, yeah, that'd probably be the proper thing to do.

Evet, evet, bu sanırım yapılacak uygun şey olur.

Click to see more example sentences
do yorgun

And when he is, he's too tired to do anything.

Olduğunda da, bir şey yapmak için çok yorgun oluyor.

Right now I'm tired and want to do some rest.

Şu anda çok yorgunum ve biraz dinlenmek istiyorum.

I'm too tired to do this.

Bunu yapmak için çok yorgunum.

Click to see more example sentences
do düzeltmek

I repeat, there's only one thing I can do to make it okay.

Tekrar ediyorum, bunu düzeltmek için yapabileceğim bir tek şey var.

And did Tony do something to fix that?

Tony bunu düzeltmek için bir şey yaptı mı?

Now, do something for me and make things right with Peyton.

Şimdi benim için bir şey yap ve Peyton ile aranı düzelt.

Click to see more example sentences
do idare etmek

Sarah and I, we do just fine.

Sarah ve ben, iyi idare ediyoruz.

And like I predicted, Earth is doing just fine without the Avengers.

Ve tahmin ettiğim gibi, Dünya İntikamcılar olmadan, Gayet iyi idare ediyor.

Do you think you can handle this case without a copilot?

Sence bu davayı bir yardımcı olmadan idare edebilir misin?

Click to see more example sentences
do düzenlemek

So? I always wanted to do a farewell tour.

Ben her zaman bir veda turnesi düzenlemek istedim.

Toothless, Stormfly, Meatlug it's time to do a little emergency landscaping.

Toothless, Stormfly, Meatlug acil bir çevre düzenlemesi yapma zamanı.

Halbridge just hired a crew to do some landscaping at Ridgemont tomorrow morning.

Halbridge yarın sabah Ridgemont'ta bahçe düzenlemesi yapmak için bir ekip tutmuş.

Click to see more example sentences
do hile

Do you think she cheated?

Sence hile mi yaptı?

You still do tricks. right. shorty?

Hala hile yapıyorsun değil mi ufaklık?

I've been doing a trick Crawe taught me.

Ben crawe öğretti bir hile yapıyor oldum.

Click to see more example sentences
do temizlemek

And can you do me a favor to clean this place up.

Ve bana bu yeri temizlemek için bir iyilik yapabilir misin.

At least somebody is doing something to clean up miami,

En azından birisi Miami'yi temizlemek için bir şeyler yapıyor

Look, pal, I don't do windows, okay?

Bak ahbap. Cam temizlemem, tamam mı?

Click to see more example sentences
do başa çıkmak

Tae Gong Shil, try hard to seduce me. Do everything you can.

Tae Gong Shil, beni baştan çıkarmak için her şeyi yap.

Do you think Debby is a seductive Pinot Noir, or a nutty Cabernet?

Evet? Debby baştan çıkarıcı bir Pinot mu, yoksa çılgın bir Cabernet mi, ne dersin?

Mm. Why do sane people come up here?

Aklı başında insanlar niye çıkar ki buraya?

do taklit etmek

Unfortunately, I can't do his voice.

Ne yazık ki, onun sesini taklit edemem.

Now do your very best impersonation of a German aristocrat's formal greeting.

Şimdi, bir Alman aristokratın resmi selamını elinden geldiğince taklit et bakayım.

Now do your very best in personation of a German aristocrat's formal greeting.

İyi, güzel. Şimdi, bir Alman aristokratın resmi selamını elinden geldiğince taklit et bakayım.

do bir halde olmak

So let's do one thing, let's become friends.

O halde bir şey yapalım, hadi arkadaş olalım.

Ok, then the consequences of doing nothing could be a massacre.

Tamam, o halde hiçbir şey yapmamanın sonucu bir katliam olabilir.

do meydana getirmek

Do you think a particle accelerator could have generated some sort of decoherence wave?

Sence bir parçacık hızlandırıcı, bir çeşit dekoherans dalgası meydana getirmiş olabilir mi?