English-Turkish translations for down:

aşağı, aşağısında, aşağıya, aşağıda · oturmak · iniş, indirmek · aşağı indirmek · geride · düşerek, düşen, düşürmek · yenmek · down · çökmüş · yukarı · kapalı · öldürmek · altında, altına · aşağısına doğru, aşağıya doğru · güneye, güneyde · tepe · hav · boyunca · yere sermek · yıkılmış · bozuk · üzgün · mideye indirmek · alaşağı etmek · tüy · güneye doğru · devirmek · nefret · beri · bunalım · azaltmak · basılı · keyifsiz · bir yudumda içmek · kayıpta · other translations

down aşağı, aşağısında, aşağıya, aşağıda

There's something down there.

Orada aşağıda bir şey var.

Come on, get down.

Hadi ama, in aşağı.

You stay down.

Sen aşağıda kal!

Click to see more example sentences
down oturmak

Just sit down and shut up and you're gonna answer the questions, right?

Otur ve kapa çeneni ve sadece sorularıma cevap ver, anladın mı?

You sit down and I'll show you now.

Sen otur ben de şimdi sana göstereyim.

George, sit down and have dinner.

George, otur ve yemeğini ye!

Click to see more example sentences
down iniş, indirmek

So, what a good girl, come down.

İyi bir kız ol, in aşağı.

Hurry up and go down!

Acele et ve aşağıya in!

And, you, please put my wife down.

Ve sen, lütfen karımı yere indir.

Click to see more example sentences
down aşağı indirmek

So, what a good girl, come down.

İyi bir kız ol, in aşağı.

Yes. Go down and tell them.

Evet Aşağı inip onlara söyle.

Get down, man.

Aşağı in, adamım.

Click to see more example sentences
down geride

Be careful down there. And bring her back.

Orada dikkatli ol ve onu geri getir.

You back off! And calm down.

Sen geri çekil ve lütfen sakinleş.

Go back down, it's dangerous

Geri dön burası tehlikelidir

Click to see more example sentences
down düşerek, düşen, düşürmek

Just calm down and think about this for a second!

Sadece sakin ol ve bunu bir saniye düşün!

Down and out.

Düştü ve gitti.

He fell down, didn't he?

Yere düştü, değil mi?

Click to see more example sentences
down yenmek

This game is going down, and it's all your fault.

Bu oyun yerle bir oluyor ve hepsi senin suçun!

Sit down and eat something

Otur da bir şeyler ye.

Get some rest and come down for dinner

Biraz dinlenin ve akşam yemeği için aşağı gelin

Click to see more example sentences
down down

Okay, our final candidate! Alison Hendrix, A very active bailey downs community member.

Evet, son adayımız Alison Hendrix, aktif bir Bailey Downs komite üyesi

My fiancé, Neil Fletcher, manages Faraway Downs.

Faraway Downs nişanlım Neil Fletcher yönetiyor.

Were you involved in this, officer Downs?

Bu işin içinde misin, Memur Downs?

Click to see more example sentences
down çökmüş

Johnny, get down on your knees and beg for forgiveness, and I might show you mercy.

Johnny, dizlerinin üstüne çök, ve affedilmek için yalvar ve belki sana merhamet ederim.

Kneel down and surrender.

Diz çök ve teslim ol.

All systems down!

Tüm sistemler çöktü!

Click to see more example sentences
down yukarı

One, two, down three, up four and open.

Bir, iki, üç aşağı, dört yukarı ve aç.

This is a machine up, down

Bu bir makine, aşağı yukarı

One. two. three and four and right. Ieft. up and down.

Bir, iki, üç ve dört ve sağ, sol, yukarı ve aşağı.

Click to see more example sentences
down kapalı

Just sit down and shut up and you're gonna answer the questions, right?

Otur ve kapa çeneni ve sadece sorularıma cevap ver, anladın mı?

"You" sit down and shut up!

Sen otur ve çeneni kapa!

Sit down and shut up, you old fool.

Otur ve çeneni kapa, seni yaşlı aptal.

Click to see more example sentences
down öldürmek

I know he had a son, but he died somewhere down south ten years ago.

Bir oğlu olduğunu biliyorum ama o on yıl önce güneyde bir yerde öldü.

Six people died down there.

Aşağıda altı kişi öldü.

Her husband died and I've come down here to comfort her.

Kocası öldü ve ve onu teselli etmek için buraya geldim.

Click to see more example sentences
down altında, altına

Calm down! Everything is under control.

Sakin ol, her şey kontrol altında.

Take him down, but be careful.

Onu alt edin, ama dikkatli olun.

He ran down the building and disappeared.

Binanın altına kaçtı ve ortadan kayboldu.

Click to see more example sentences
down aşağısına doğru, aşağıya doğru

Yes, I will be right down.

Evet, aşağı doğru olacaktır.

Yeah, you just follow the road down.

Evet, aşağı doğru yolu takip edin.

Yeah, and he's going one direction Down there.

Evet ve tek bir yöne doğru gidiyor aşağıya.

Click to see more example sentences
down güneye, güneyde

I know he had a son, but he died somewhere down south ten years ago.

Bir oğlu olduğunu biliyorum ama o on yıl önce güneyde bir yerde öldü.

Do you know a small village down south?

Güneyde aşağıda küçük bir köy biliyor musunuz?

Up and down, north to south.

Yukarı ve aşağı, kuzeyden güneye.

Click to see more example sentences
down tepe

How about a race down a real hill, then? Yeah! You got it!

Gerçek bir tepede gerçek bir yarışa ne dersiniz o zaman? Evet! Olur!

There's a house down the hill, right?

Tepenin aşağısında bir ev var, değil mi?

Terrible place, looking down on this town like a dark idol.

Korkunç bir yer. Karanlık bir put gibi bu kasabaya tepeden bakıyor.

Click to see more example sentences
down hav

Sit down, get some air.

Otur, biraz hava al.

No, there's air down here.

Hayır, burada hava var.

How's the weather down there?

Hava nasıl Aşağıda hava nasıl?

Click to see more example sentences
down boyunca

All day long I thought maybe it was me, maybe I was breaking down or something.

Bütün gün boyunca, belki benim olduğunu düşündüm, belki de kırılma aşağı ya da bir şey oldu.

This guy's got four fish farms up and down the coast.

Bu adamın sahil boyunca dört tane balık çiftliği var.

Better follow along down Park Avenue.

Park Avenue boyunca takip etmek daha iyi.

Click to see more example sentences
down yere sermek

This guy has me down.

Bu adam beni yere serdi.

OK, take me down.

Tamam, beni yere ser.

George knocked him down in one punch.

George onu bir yumrukla yere serdi.

Click to see more example sentences
down yıkılmış

Sooner or later that wall is coming down.

Er ya da geç bu duvar yıkılacak.

Atom is down for the third and possibly final time tonight.

Atom bu gece muhtemelen üçüncü ve son kez yere yıkıldı.

One day a tractor came and tore it all down.

Bir gün bir traktör geldi ve her şeyi yıktı.

Click to see more example sentences
down bozuk

A worthless house and a broken-down string factory.

Değersiz bir ev ve bozuk bir iplik fabrikası.

One elevator is still down.

Bir asansör hâlâ bozuk.

She's got two kids and a broken-down car.

İki çocuğu ve bozuk bir arabası var.

Click to see more example sentences
down üzgün

Why is this one so down?

Bu niye bu kadar üzgün?

I'm sorry. Calm down. Calm down?

Üzgünüm, sakin ol Sakin mi olayım?

Okay, calm down, I'm sorry.

Tamam, sakin ol, üzgünüm.

Click to see more example sentences
down mideye indirmek

Mi Ho, let me down!

Mi Ho, indir beni.

Isn't it too high, to climb down?

Aşağıya inmek için çok yüksek değil mi?

Stand down, Your Majesty?

Aşağı inmek" mi majesteleri?

Click to see more example sentences
down alaşağı etmek

But that lion can take down a horse, and

Ama o aslan, bir atı alaşağı edebilir, ve

I'm in it to ride them down.

Ben de onları alaşağı etmek için.

Shoot, shoot him, shoot him down!

Vur, vur onu, alaşağı et!

Click to see more example sentences
down tüy

Ivory rollers, goose-down mattress and Swiss springs.

Fildişi makaralar, kaz tüyü yatak ve İsveç yayları.

Put me down, hairball!

Bırak beni tüy torbası!

They have short feathers and an underlayer of woolly down.

Kısa tüyleri ve altında da yünümsü bir katman var.

Click to see more example sentences
down güneye doğru

There's been a potential compromise down south.

Güneye doğru bir uzlaşma potansiyeli var.

Charlie, he's headed down the South stairwell.

Charlie, güney merdivenlerinden aşağı doğru gidiyor.

Flowing southward down this great river the silt is carrying pesticides.

Güneye doğru akan bu büyük nehrin alüvyonları böcek ilaçlarını taşıyor.

Click to see more example sentences
down devirmek

You really want to knock something down?

Gerçekten bir şeyler devirmek mi istiyorsun?

Sometimes life knocks us down.

Bazen hayat bizi devirir.

We'll need the whole packto bring this mammoth down.

Bu mamutu devirmek için bütün çeteye ihtiyacımız var.

Click to see more example sentences
down nefret

Deep down, you hate my guts.

Aşağı Derin, Benden nefret ediyor.

I hate that broke-down ho.

O çatlaktan nefret ediyorum.

God, I hates hosin' these bastards down.

Bu piçleri hortumla zaptetmekten nefret ediyorum.

down beri

They've bothered you since you came down?

Buraya geldiğinden beri seni rahatsız ettiler mi?

Yes, it's raining! Pouring down since morning!

Evet yağmur yağıyor sabahtan beri yağıyor.

Yeah. First since the dome came down.

Evet, Kubbe'nin indiği ilk günden beri.

down bunalım

So, sit down, you walking midlife crisis!

Yani, otur yerine yürüyen orta yaş bunalımı!

I'm not gonna have a Jake-down.

Bir "Jake bunalımı" yaşayacak değilim.

down azaltmak

Water level's down again.

Su seviyesi tekrar azaldı.

Romulan disrupters are powering down, sir.

Romulan "parçalayıcılarının" gücü azalıyor efendim.

down basılı

Okay, hold down tab-arrow until the manufacturer's code appears.

Tamam, üreticinin kodu görünene kadar tab ve ok tuşuna basılı tut.

down keyifsiz

Down and happy.

Keyifsiz ve mutlu.

down bir yudumda içmek

You get one swig for every plane you down.

İndirdiğin her uçak için bir yudum alırsın.

down kayıpta

We're pinned down here and now the Sarge is missing.

Burada sıkışıp kaldık, ve şimdi de çavuş kayıp.