English-Turkish translations for drag:

bulaştırmak · çekme, çekmek · fırt · sürüklemek · sürükleme · sokmak · bir nefes · nefes · engel · aptal · travesti · other translations

drag bulaştırmak

You go out there and drag those kids back in here kicking, screaming and begging.

Sen dışarı çıkıp orada ve bu çocuklar sürükleyin geri buraya tekme, çığlık ve yalvarıyor.

I'm sorry, Dexter, to have dragged you into this.

Seni bu işe bulaştırdığım için üzgünüm, Dexter.

Claudette, I'm sorry I dragged you into this mess.

Claudette, seni bu işe bulaştırdığım için özür dilerim.

Click to see more example sentences
drag çekme, çekmek

This guy is not your friend, he is an anchor dragging you down.

Bu adam senin dostun değil. Seni aşağıya çeken bir çapa.

She lit a cigarette "and took a long drag.

Bir sigara yaktı "ve derin bir nefes çekti.

But have a drag, go on.

Hadi ama bir fırt çek.

Click to see more example sentences
drag fırt

Take a drag and come down.

Bir fırt al ve aşağıya gel.

Come on, just a drag.

Hadi, sadece bir fırt.

Let me have a drag.

Bana da bir fırt ver.

Click to see more example sentences
drag sürüklemek

One small bite to drag her down into a deep and troubled sleep.

Küçük bir ısırık onu derin ve huzursuz bir uykuya sürükler.

I dragged her here, and now I'm not saying anything.

Onu buraya kadar sürükledim ve hiçbir şey söylemiyorum.

I dragged you into this.

Seni bu işe ben sürükledim.

Click to see more example sentences
drag sürükleme

Oh, don't drag me into this.

Oh, beni bunun içine sürükleme.

And there's no drag marks.

Hiç sürükleme izi yok.

Just the drag marks.

Sadece sürükleme izi var.

Click to see more example sentences
drag sokmak

You dragged me into this!

Beni bu işe sen soktun.

I'm sorry I dragged you into this, Chloe.

Seni bu işe soktuğum için üzgünüm, Chloe.

And this man dragged me Into his car.

Ve bu adam beni zorla arabaya soktu.

Click to see more example sentences
drag bir nefes

She lit a cigarette "and took a long drag.

Bir sigara yaktı "ve derin bir nefes çekti.

Have a drag, trust me.

Bir nefes çek, inan bana

Take a couple of deep drags.

Bir kaç derin nefes al.

drag nefes

She lit a cigarette "and took a long drag.

Bir sigara yaktı "ve derin bir nefes çekti.

Have a drag, trust me.

Bir nefes çek, inan bana

Take a couple of deep drags.

Bir kaç derin nefes al.

drag engel

It's kind of a drag, actually.

Bu aslında bir çeşit engel.

That's a drag.

Bu bir engel.

drag aptal

My second girlfriend is such a drag.

İkinci kız arkadaşım tam bir aptal.

drag travesti

Half giraffe, half drag queen, honey.

Yarı zürafa, yarı travesti, tatlım.