English-Turkish translations for draw:

çizmek · çizim · çekmek, çekme, çekim · yapmak · indirmek · almak · gelmek · içine çekmek · kura · nefes · yazmak · devam etmek · çekiliş · çıkartmak · berabere kalmak · cazibe · other translations

draw çizmek

Get out some paper, and draw me a picture. Okay?

Bir kağıt al ve bana bir resim çiz, oldu mu?

Draw something for me, will you?

Benim için bir şey çizer misin?

One day I saw a deaf person drawing pictures to sell.

Bir gün satmak için resim çizen sağır birini gördüm.

Click to see more example sentences
draw çizim

This is a really good drawing.

Bu gerçekten iyi bir çizim.

What a wonderful drawing!

Ne muhteşem bir çizim!

This drawing says you're still breathing.

Bu çizim hâlâ nefes aldığını söylüyor.

Click to see more example sentences
draw çekmek, çekme, çekim

Just draw your weapon and follow me.

Silahını çek ve beni takip et.

Look man, I said back off, we're drawing straws like I said before.

Bak dostum, sana geri çekil dedim, daha önce dediğim gibi çöp çekeceğiz.

Something is drawing a lot of processing power.

Bir şey çok fazla işlem gücü çekiyor. Bir dakika.

Click to see more example sentences
draw yapmak

It could be a child's imagination, but several children did similar drawings.

Bir çocuğun hayalgücü olabilirdi, ama birkaç çocuk daha benzer çizimler yapmış.

Her daughter was drawing a man and a woman.

Kızı bir adam ve kadın resmi yapıyordu.

What kind of drawing you doing?

Ne tür bir çizim yapıyorsun?

Click to see more example sentences
draw indirmek

Every week this guy sends disgustingly graphic drawings of Jenkins' crimes.

Bu adam, her hafta Jenkins'in suçlarıyla alakalı iğrenç grafik çizimleri yolluyor.

Because Dekker's drawings called for a mirror and a lens.

Çünkü Dekker'in taslakları, bir ayna ve mercek gerektirdi.

Some of Jane's recent drawings.

Jane'in son çizimlerinden bazıları.

Click to see more example sentences
draw almak

I'll draw some blood, test for

Test için biraz kan alacağım.

Hello. Andy, I got a new book to draw in.

Andy, içine resim çizmek için yeni bir kitap aldım.

Mimi, I'm gonna draw some blood, okay?

Biraz kan alacağım Mimi, tamam mı?

Click to see more example sentences
draw gelmek

Nick just came back with some more comic book drawings from our superheroes.

Bizim süper kahraman gelen Nick sadece geri biraz daha çizgi roman çizimleri ile geldi.

Now take that pail My little mademoiselle And go and draw some water from the well

Şu kovayı al şimdi küçük matmazel ve kuyudan biraz su çek de gel.

Sounds like a man drawing lines.

Çizgiler çizerek bir adam gibi geliyor.

Click to see more example sentences
draw içine çekmek

So you arranged this damned music, to draw attention.

O halde bu müziği sen ayarladın dikkat çekmek için.

Maybe that's why he left Rowan's hand. To draw us out onto the ice.

Belki de bu yüzden Rowan'ın elini bizi çekmek için buzun üzerinde bıraktı.

Draw the curtain for Artemisia.

Artemisia için perdeyi çekin.

Click to see more example sentences
draw kura

What about the draw?

Peki ya kura ne olacak?

Then you can vote against the draw.

O zaman sen de kuraya karşı oy kullan.

Drinks and draw for the first watch.

İçkiler ve kura, ilk nöbet için.

Click to see more example sentences
draw nefes

She is free today, and so long as I draw breath, she shall remain free.

O bugün ücretsiz, ve çok uzun ben nefes gibi, o serbest kalacaktır

This drawing says you're still breathing.

Bu çizim hâlâ nefes aldığını söylüyor.

Every breath I draw for you for you flutters my heart.

Aldığım her nefes senin için. Kalbim senin için çırpınıyor.

Click to see more example sentences
draw yazmak

Every summer, a new plan, a new set of drawings, another dream.

Her yaz yeni bir plan. Yepyeni fikirler Bir başka düş.

In this world one plays best music and writes best poems? Who draws the best and excels in martial arts?

Bu dünyada.. en iyi müziği çalan ve en iyi şiiri yazan güzel sanatlarda en iyisi ve dövüş sanatlarında üstün?

Words written in blood draw only blood.

Kanla yazılmış kelimeler sadece kan çeker.

Click to see more example sentences
draw devam etmek

Go ahead, draw me something.

Devam et, bir şeyler çiz.

You keep drawing, son.

Sen çizmeye devam et oğlum.

Continue the drawings.

Çizimlere devam et.

draw çekiliş

Yeah, today's draw.

Evet, bugünkü çekilişe.

Since, when did designers start having Lucky Draw Raffles? What?

Tasarımcılar ne zaman beri, şanslı çekilişler yapmaya başladı?

draw çıkartmak

His, not mine. Because I'm a bit of a lip-biter. And, you know, sometimes I draw blood and.

Onun gözyaşları, benim değil, çünkü ben biraz dudak ısıran bir tipim ve bilirsin bazen kan çıkar ve

That's why they killed McMurtry to draw him out.

Bu yüzden McMurtry'i öldürdüler. Onu dışarı çıkarmak için.

draw berabere kalmak

Ladies and gentlemen, it's a draw.

Bayanlar ve baylar berabere kaldık.

draw cazibe

It's a draw.

Bu bir cazibe.