English-Turkish translations for dreadful:

korkunç · çok · berbat · korkutucu · dehşetle, dehşet · iğrenç · ürkütücü · heybetli · other translations

dreadful korkunç

Sir Matthew, he had some kind of seizure last night, but I feel a dreadful cold coming on.

Sör Matthew, dün gece bir tür felç geçirdi. Ama korkunç bir soğuk geldiğini hissediyorum.

What is that dreadful music?

Bu korkunç müzik de ne?

What's that dreadful noise?

Bu korkunç gürültü ne?

Click to see more example sentences
dreadful çok

Of course, it's a dreadful thing, Mr Poirot, but I can't pretend that I'm not

Elbette bu korkunç bir şey Bay Poirot! Ama çok fazla üzüldüğümü de

But this is simply dreadful news.

Ama bu çok korkunç bir haber.

Whatever you are doing, it is very dreadful.

Her ne yapıyorsan, bu çok dehşet verici.

Click to see more example sentences
dreadful berbat

This awful room, the little waiter, that dreadful woman downstairs.

Bu berbat oda, o küçük garson, aşağıdaki o korkunç kadın.

Life seemed dreadful, but I still found myself interesting.

Hayat berbat görünüyordu, ama ben kendimi hala ilginç buluyorum.

That's a dreadful old picture, Jack.

Bu berbat, eski bir resim Jack.

Click to see more example sentences
dreadful korkutucu

Meanwhile, we have this little nest, quiet and cozy, without that dreadful family.

Bu arada bu küçük sessiz ve sakin yuvaya sahibiz. O korkutucu aile olmadan.

The dreadful thing is, less poison kills you more slowly.

En korkutucu şey ise, az zehir seni yavaşça öldürüyor.

This forest is not so dreadful.

Bu orman pek de korkutucu değil.

Click to see more example sentences
dreadful dehşetle, dehşet

New boss has a dreadful personality, don't you think?

Yeni patronun dehşet verici bir kişiliği var değil mi?

Some dreadful, traumatic experience of some kind.

Dehşet verici, bir tür travmatik deneyim.

Whatever you are doing, it is very dreadful.

Her ne yapıyorsan, bu çok dehşet verici.

Click to see more example sentences
dreadful iğrenç

Divorce is a dreadful idea.

Boşanma iğrenç bir fikir.

It'll be a dreadful service.

İğrenç bir tören olacak.

I hate those dreadful things.

Bu iğrenç şeylerden nefret ediyorum.

Click to see more example sentences
dreadful ürkütücü

It's a dreadful responsibility.

Bu ürkütücü bir sorumluluk.

Calais is such a dreadful place.

Calais çok ürkütücü bir yer.

dreadful heybetli

Then she left me for one of them. The dreaded Marco.

Sonra da onlardan biri için beni terk etti heybetli Marco.