English-Turkish translations for dress:

elbiseli, elbise · giymek · kıyafetli, kıyafet · giyinmek · giysi · giyimli, giyim · almak · kadın elbisesi · kılık · giydirmek · kabul etmek · other translations

dress elbiseli, elbise

I think that is a great dress, um, but I was thinking a little more of something like this?

Bence bu harika bir elbise ama ben daha çok sanki şöyle bir şey düşünüyordum bu nasıl?

That's her dress, isn't it?

Bu onun elbisesi değil mi?

Oh, my God, four days to find a dress?

Aman Tanrım. Elbise bulmak için dört gün mü?

Click to see more example sentences
dress giymek

Do do me a favor, and wear that silver dress tonight, okay?

Bana bana bir iyilik yap ve bu akşam o gümüş elbiseyi giy, tamam mı?

She a undercover cop wearing what looks like a Marc Jacobs dress.

O ne giymiş bir gizli polis Marc Jacobs elbise gibi görünüyor.

I don't want to celebrate any birthday and wear a dress!

Ne doğum günü kutlamak istiyorum, ne de elbise giymek!

Click to see more example sentences
dress kıyafetli, kıyafet

I'm wearing a beautiful dress, too.

Ben de güzel bir kıyafet giyiyorum

But that dress is terrible.

Ama bu kıyafet korkunç.

What the hell are you dressed for, Halloween?

Bu ne biçim kıyafet? Cadılar Bayramı için mi giyindin?

Click to see more example sentences
dress giyinmek

I'm dressed like a normal human.

Normal bir insan gibi giyindim ben.

Go take a shower, get dressed and come down.

Git duş al ve giyin gel. Giyinmek mi?

He dresses beautifully, and He's a good dancer.

O, çok iyi giyinir, ve iyi bir dansçıdır. Öyle mi?

Click to see more example sentences
dress giysi

Did you ever see such a beautiful dress?

Hiç böyle güzel bir giysi gördün mü?

That dress is too long.

Bu giysi çok uzun.

Why is the green dress talking?

Bu yeşil giysi niye konuşuyor?

Click to see more example sentences
dress giyimli, giyim

All right, red wine for the lady, and a root beer for the well-dressed young man.

Pekala, bayan için kırmızı şarap ve iyi giyimli genç adam için kök birası.

A young man, dressed plainly, started following me like a dog in heat

Açık giyimli genç bir adam, kızışmış köpek gibi beni takip etmeye başladı

Very well-dressed. And she was wearing expensive shoes, expensive clothes.

Çok iyi giyimli giyiyordu pahalı ayakkabılar, pahalı giysiler

Click to see more example sentences
dress almak

So anyway, thank you for understanding that I just wanna buy my dress for the event.

Her neyse, anlayışın için çok teşekkürler. Organizasyon için bir elbise almak istiyorum sadece.

I bought a new dress.

Yeni bir elbise aldım.

Buy yourself a new dress, too, and a new hat.

Kendine yeni bir elbiseyle bir de şapka alırsın.

Click to see more example sentences
dress kadın elbisesi

And the press kept writing about this cold woman in her blue dress.

Ve basın mavi elbiseli bu soğuk kadın hakkında yazmaya devam etti.

Ma'am, did you see a woman in a yellow dress get on that helicopter?

Hanımefendi, bir de bir kadın gördün sarı elbise o helikoptere olsun?

She wears a black dress.

Kadın siyah bir elbise giymiş.

Click to see more example sentences
dress kılık

And Bruce Wayne why are you dressed up like Batman?

Ve sen Bruce Wayne niye Batman kılığına girdin?

Last year, I attended a Halloween party dressed up as Lady Gaga.

Geçen yıl bir Cadılar Bayramı partisine Lady Gaga kılığında gittim.

Undercover officer dressed like giant cell phone in foot pursuit.

Bir sivil memur dev bir cep telefonu kılığında yaya takip ediyor

Click to see more example sentences
dress giydirmek

Honey, no. I dress myself.

Tatlım ben kendimi giydiririm.

Jax, I dressed Abel for school this morning.

Jax, Abel'ı okul için bu sabah ben giydirdim.

Like dressing a bunch of cattle.

Bir grup davarı giydirmek gibi bir şey.

Click to see more example sentences
dress kabul etmek

And in the end, Carrie Bradshaw married John James Preston in a label-less dress.

Sonunda, Carrie Bradshaw, John James Preston ile markasız bir elbise giyerek evlendi. Kabul ediyorum.