English-Turkish translations for dressing:

kıyafet · soyunma · giysi · giyinme · salata sosu · sos · kostüm · tuvalet · pansuman · sargı · other translations

dressing kıyafet

I'm wearing a beautiful dress, too.

Ben de güzel bir kıyafet giyiyorum

But that dress is terrible.

Ama bu kıyafet korkunç.

What the hell are you dressed for, Halloween?

Bu ne biçim kıyafet? Cadılar Bayramı için mi giyindin?

Click to see more example sentences
dressing soyunma

Dressing room, I had a dressing room so small

Soyunma odası. O kadar küçük bir soyunma odam vardı ki

For you, for your dressing room.

Senin için, soyunma odan için.

There's plenty of dressing rooms.

Bir sürü soyunma odası var.

Click to see more example sentences
dressing giysi

Did you ever see such a beautiful dress?

Hiç böyle güzel bir giysi gördün mü?

That dress is too long.

Bu giysi çok uzun.

Why is the green dress talking?

Bu yeşil giysi niye konuşuyor?

Click to see more example sentences
dressing giyinme

Marie decided to dress herself this morning.

Marie bu sabah kendi giyinmeye karar verdi.

But I taught you how to dress, didn't l?

Ama giyinmeyi sana ben öğrettim, değil mi?

Hurry up and finish dressing.

Acele et ve giyinmeyi bitir.

Click to see more example sentences
dressing salata sosu

See, although the flowers are beautiful and the salad dressing is great, we're not married,

Çiçekler çok güzel ve salata sosu bir harika olsa da, biz evli değiliz.

See, although the flowers are beautiful and the salad dressing is great, we're not married, Gretchen and I.

Çiçekler çok güzel ve salata sosu bir harika olsa da, biz evli değiliz. Gretchen ve ben.

What is this, homemade salad dressing?

Bu ne ev yapımı salata sosu mu?

Click to see more example sentences
dressing sos

This guy asked for extra dressing, and I forgot.

Bu adam ekstra sos istemişti ve ben unutmuşum.

This green goddess dressing is delicious, and Chris is delighted.

Bu yeşil sos çok lezzetli ve Chris bundan çok hoşlandı.

But he wants ketchup or some dressing.

Ama ketçap ya da başka bir sos istiyor.

Click to see more example sentences
dressing kostüm

This is not a dress rehearsal, kids.

Bu bir kostüm provası değil, çocuklar.

It's a dress rehearsal.

Bu bir kostüm provası.

Kensi and Deeks are dressing up.

Kensi ve Deeks kostüm giyecek.

Click to see more example sentences
dressing tuvalet

Here's a dressing table with a mirror on it.

Burada üstünde bir ayna olan bir tuvalet masası var.

New bathroom. Walk-in dressing room.

Yeni tuvalet, soyunma odası.

Looks like a tart's dressing table.

Aynı bir orospunun tuvalet masası gibi.

dressing pansuman

The dressings are mere paper.

Pansuman ve sargılar sadece kağıt.

dressing sargı

Dressing looks good.

Sargı iyi görünüyor.