drinker

And you should know, because you're a real drinker, aren't you, Joe?

Dersin çünkü sen de gerçek bir ayyaşsın, değil mi Joe?

But he's a drinker, and he'll always drink.

Ama o bir alkolik ve her zaman içecek.

No, no, no, we should track him, 'cause he could be the mojito drinker.

Hayır, hayır, hayır, onu takip edelim bir mojito içen kişi olabilir.

I'm a social drinker, not an alcoholic.

Ben sadece sosyal içiciyim, alkolik değil.

Harry and me don't get on, never have, Clara and Harry split up three months ago and they're getting a divorce, and Harry is a drinker.

Harry ve ben çok iyi geçinemeyiz, hiç geçinemedik, Clara ve Harry üç ay önce ayrıldılar ve boşanıyorlar, Harry bir alkolik.

But he's a gambler and a drinker, with a Neanderthal mentality.

Ama o bir kumarbaz, bir ayyaş ve Neanderthal kafa yapısına sahip.

I'm both a good drinker and a great driver

Ben iyi bir içici ve iyi bir şoförümdür.

My best friend michael, his dad was a big drinker

En iyi arkadaşım Michael. Babası tam bir ayyaştı.

My father was a drinker and a fiend.

Babam tam bir ayyaş ve ifritin tekiydi.

There's a possible eyewitness, tea drinker.

Bir görgü tanığı olabilir. Çayı içen kişi.