English-Turkish translations for drive:

sürmek · kullanmak · gitmek · araba kullanmak · sürüş · götürmek · sürme · sürücüler, sürücü · disk · zorlamak · gezinti · itmek, itici · çıkmak · çalıştırmak · hızlı gitmek · acele ettirmek, acele etmek · araba yolu · sinema · sıkmak · yürütmek · vurmak · güdü · hareket ettirmek · sürüklemek · demek istemek · other translations

drive sürmek

Drive really, really, really fast, okay?

Gerçekten, ama gerçekten hızlı sür, tamam mı?

You should talk less and drive more.

Daha az konuş daha fazla sür.

Oh, God. Drive the car.

Aman tanrım Arabayı sür.

Click to see more example sentences
drive kullanmak

Driving too slow can be just as dangerous as driving too fast.

Çok yavaş araba kullanmak çok hızlı kullanmak kadar tehlikeli olabilir.

He lives in New York and drives a taxi.

O New York'ta yaşıyor ve bir taksi kullanıyor.

Today you drive.

Bugün sen kullan.

Click to see more example sentences
drive gitmek

We're all driving together, but there's a front seat, a back seat and a window in between.

Hep birlikte gidiyoruz, ama ön koltuk var, arka koltuk var. .ve arada cam var.

James, is it necessary to drive so fast?

James, bu kadar hızlı gitmek şart mı?

Let's go go, go, go, just drive.

Hadi gidelim acele et sadece sür.

Click to see more example sentences
drive araba kullanmak

Driving too slow can be just as dangerous as driving too fast.

Çok yavaş araba kullanmak çok hızlı kullanmak kadar tehlikeli olabilir.

So it's like driving a car?

Yani bu araba kullanmak gibi.

A mouse driving a car.

Araba kullanan bir fare.

Click to see more example sentences
drive sürüş

What a beautiful night for a drive.

Sürüş için ne güzel bir gece.

Have you ever given a driving lesson before?

Daha önce hiç sürüş dersi verdin mi?

Something like "the ultimate driving machine" only for lipstick.

Nihai sürüş makinesi" gibi bir şey. Ancak ruj için.

Click to see more example sentences
drive götürmek

Shut up and drive me home,

Kes sesini ve beni eve götür.

Can somebody drive me home, please?

Biri beni eve götürebilir mi lütfen?

Can someone drive us home, please?

Biri bizi lütfen eve götürebilir mi?

Click to see more example sentences
drive sürme

Yeah, don't drive like my brother!

Evet, sakın kardeşim gibi sürme!

Just keep driving. Just go.

Sürmeye devam et, sadece git.

Come on, just keep driving.

Hadi ama, sürmeye devam et sen.

Click to see more example sentences
drive sürücüler, sürücü

Rudy was gonna drive up, and that would have been nice, but his wife's mother died.

Rudy olacak kadar sürücü oldu, ve o güzel olmuştur olurdu, ama karısının annesi öldü.

What kind of car do you drive, Nora?

Araba bir Ne tür, Nora sürücü musunuz?

Does Dennis Hayes drive one of those?

Dennis Hayes onlardan biri sürücü mu?

Click to see more example sentences
drive disk

It's a good place to hide a hard drive.

Bir sabit disk saklamak için iyi bir yer.

It's a flash drive.

Bu bir flaş disk.

Give me the hard drive.

Bana sabit diski ver.

Click to see more example sentences
drive zorlamak

It was really hard to drive that car after that.

Bu olaydan sonra o arabayı sürmek gerçekten çok zor oldu.

Hard for me to say no to a truck driving man

Benim için çok zor Hayır demek kamyon süren bir adama

Tough job, driving a truck.

Kamyon sürmek zor bir iş.

Click to see more example sentences
drive gezinti

This was a new drive for him.

Onun için yeni bir gezinti oldu.

So the drive wasn't so bad.

Gezinti o kadar da kötü değildi.

Finally I said, "All right, one little drive.

Sonunda dedim ki, "Tamam, sadece ufak bir gezinti.

Click to see more example sentences
drive itmek, itici

That's not me driving.

Bana itici değil bu.

Sounds like Sybil is driving the O'Brien wagon again, huh?

Sybil gibi geliyor itici tekrar O'Brien wagon, değil mi?

Ladies and gentlemen, the driving force behind Catholicism WOW!, Cardinal Glick.

Bayanlar ve baylar, İşte karşınızda Katolizmin ardındaki itici güç! Kardinal Glick.

Click to see more example sentences
drive çıkmak

Drive that car outside.

O arabayı dışarı çıkar.

One day we took a drive.

Bir gün, bir yolculuğa çıktık.

Then get McDeere out, and get us that drive.

O zaman McDeere'ı çıkar ve diski bize getir.

Click to see more example sentences
drive çalıştırmak

Or were you just trying to drive me even more insane?

Yoksa beni daha da çok deli etmeye mi çalışıyorsun?

Our warp drive may be temporarily off-Iine, but our weapon systems are fuIly operational.

Warp sürücümüz geçici olarak devre dışı olabilir, ama silah sistemlerimiz, tam olarak çalışmakta.

Fuel drive's spun up and ready.

Yakıt pompası hazır ve çalışıyor.

Click to see more example sentences
drive hızlı gitmek

Be careful is driving too fast.

Dikkatli ol. Çok hızlı gidiyoruz.

James, is it necessary to drive so fast?

James, bu kadar hızlı gitmek şart mı?

That's probably why he was driving so fast.

Büyük ihtimalle bu nedenle o kadar hızlı gidiyordu.

Click to see more example sentences
drive acele ettirmek, acele etmek

Please drive! Just hurry up!

Sadece sür ve acele et!

Let's go go, go, go, just drive.

Hadi gidelim acele et sadece sür.

Hurry up and drive your car away.

Acele et ve şu arabanı çek.

Click to see more example sentences
drive araba yolu

That's a long way even to drive.

Bu uzun bir yol araba ile bile.

That's a long way to drive.

Araba sürmek için uzun bir yol.

Uh, I just saw a man, a strange man, running from a house on, uh on Fairfax Drive.

Ah, az önce bir adam gördüm, garip bir adam, bir evden kaçıyordu, ah, Fairfax araba yolunda.

drive sinema

This is not a drive-in. It's a dining room.

Burası bir sinema değil, bir yemek odası.

KlTT, there are no more drive-ins.

KITT, artık arabalı sinemalar yok.

drive sıkmak

It's gonna be so boring to drive all that way alone.

O kadar yolu tek başına gitmek çok sıkıcı olacak.

How's Operation Boring Tape Drive?

Sıkıcı kaset operasyonu" nasıl gidiyor?

drive yürütmek

You drive, go.

Sen kullan, yürü.

Go, drive, drive!

Yürü, sür, sür!

drive vurmak

Who's driving tap-tap with this sissy?

Bu korkakla vur-kaçı kim yapacak?

drive güdü

La vie bohème Anyone alive with a sex drive

La vie bohème Yaşayıp da seks güdüsü olan

drive hareket ettirmek

Last night three members of the Spookstreet Souljahs were killed in a drive-by.

Dün gece üç Spookstreet Souljah üyesi hareket halindeki bir araçtan ateş edilerek öldürüldü.

drive sürüklemek

Driving a sane person to suicide using pills and sleep-deprivation.

Aklı başında bir insanı hap ve uyku eksikliği kullanarak intihara sürüklemek.

drive demek istemek

What do you mean, she destroyed the flash drive?

Ne demek istiyorsun, o tüm flash belleği yok mu etti?