English-Turkish translations for drop:

bırakmak · düşürmek, düşmek · atmak · damla · indirmek, iniş, inmek · gerilemek · kesmek · hemen · öldürmek · çıkarmak, çıkmak · geride bırakmak · düşüş · durdurmak · düşüp ölmek · bırakma · şeker · söylemek · kaldırmak · düşme · bitmek · perde · damlamak · ayrılmak · bir yudum içki · yazıda · other translations

drop bırakmak

After that, she dropped me off and went straight home.

Sonra beni eve bıraktı ve doğruca eve gitti.

Drop it or I'll shoot Mommy and Daddy.

Bırak şunu yoksa anne ve babanı vuracağım.

Some guy dropped this off last week.

Bir adam geçen hafta bunu bıraktı.

Click to see more example sentences
drop düşürmek, düşmek

Okay. One, two, three, four, five, six Seven, grab, drop, catch

Tamam. bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, tut, düş, yakala

Doctor, blood pressure's dropping, pulse, as well.

Doktor, kan basıncı düşüyor. Nabız da öyle.

I saw a squirrel, and he he dropped his nuts.

Bir sincap gördüm. Ve o O cevizlerini düşürdü.

Click to see more example sentences
drop atmak

Now do me a favour and drop that gun that

Şimdi bana bir iyilik yap ve o silahı yere at

Drop the gun, or I swear to God, I'll

Silahını at yoksa yemin ederim ki

Drop your weapon!

At silahını! At!

Click to see more example sentences
drop damla

It's not much, but I got another drop over here.

Çok değil ama bir damla da burada var.

Not a single drop of water.

Tek bir damla bile su yok.

Give me a microscope and a drop of blood, and I'll prove there's an a-hole gene.

Bana bir mikroskop ve bir damla kan ver, ve delikteki geni ispat edeyim.

Click to see more example sentences
drop indirmek, iniş, inmek

Yes, sir. Drop the weapon.

Evet efendim Silahı indir.

Drop me at the nearest subway station, James.

Beni en yakın metro istasyonunda indir, James.

Protecting you. Drop the weapon!

Seni koruyorum, silahı indir!

Click to see more example sentences
drop gerilemek

Hey, back off, or I drop the little dog.

Hey, geri çekil, yoksa küçük köpeği bırakırım.

Just drop me and turn around.

Beni bırak ve geri dön.

Drop your weapons and step back!

Silahlarını bırakın ve geri çekilin!

Click to see more example sentences
drop kesmek

Drop it, it's not possible.

Kesin şunu, bu mümkün değil.

Drop it, he's right.

Kes şunu, o haklı.

Cut the damn hose, or I'm gonna drop you!

Kes şu lanet hortumu, yoksa seni bırakırım!

Click to see more example sentences
drop hemen

Come out and drop the gun now.

Çık dışarı ve silahını bırak hemen.

Drop it or die right now!

Bırak ya da öl! Hemen!

Drop your weapon now!

Hemen bırak silahını!

Click to see more example sentences
drop öldürmek

A single drop is enough to kill.

Tek bir damlası öldürmek için yeterli.

Drop the sword or she dies.

At kılıcını yoksa kadın ölür!

Drop it or die right now!

Bırak ya da öl! Hemen!

Click to see more example sentences
drop çıkarmak, çıkmak

Drop the gun and come out.

Silahı bırak ve dışarı çık.

Whoever you are, drop your weapon and come out.

Her kimsen silahını bırak ve dışarı çık.

Drop your weapons and come out slowly.

Silahını at ve yavaşça dışarı çık.

Click to see more example sentences
drop geride bırakmak

Hey, back off, or I drop the little dog.

Hey, geri çekil, yoksa küçük köpeği bırakırım.

Okay, drop your weapons and move back!

Tamam silahlarınızı bırakın ve geri çekilin!

Drop your guns and back away!

Silahları bırakın ve geri çekilin!

Click to see more example sentences
drop düşüş

Last night was his big drop.

Dün gece onun büyük düşüş oldu.

Commander Koenig, Alan Carter similar temperature drops.

Komutan Koenig, Alan Carter'da da benzer sıcaklık düşüşleri.

A mighty small drop and a mighty dark plot.

Muhteşem bir düşüş ve muhteşem bir karanlık entrika.

Click to see more example sentences
drop durdurmak

Stop, drop and roll, partner.

Dur, yat ve yuvarlan, ortak!

Stop, drop, and roll!

Dur, yat ve yuvarlan!

Stop, drop, and run!

Dur, bırak ve kaç! Hayır!

Click to see more example sentences
drop düşüp ölmek

This jack attacked me, and dropped dead.

Bu adam bana saldırdı ve sonra düşüp öldü.

Dropped dead about ten years ago.

Yaklaşık on yıl önce düşüp öldü.

Mom bought Skylar a drop-dead wedding dress. Holden's father and my father made friends.

Annem Skylar'a, düşüp ölünecek bir gelinlik almış Holden'ın babası ve benim babam arkadaş olmuş.

Click to see more example sentences
drop bırakma

Yeah, just don't drop me.

Evet, sakın bırakma beni.

I'm here to drop something off.

Ben buraya bir şey bırakmaya geldim.

FTL drop-out in three, two

FTL bırakma üç, iki

Click to see more example sentences
drop şeker

And also I want fruit drops

Ve bir de meyve şekeri istiyorum.

Pour it, drop some sugar.

Dök, biraz şeker at.

Mr. Lemon Drops!

Bay Limonlu Şeker!

Click to see more example sentences
drop söylemek

Spider says he dropped off two keys last night to a guy named Verdice.

Spider, Verdice adındaki bir adamın geçen gece iki anahtar düşürdüğünü söylüyor.

They're dropping John Besh's name, but no reservation.

John Besh'in yolladığını söylüyorlar ama rezervasyonları yok.

Told vour mama to act Iner age, slne dropped dead.

Anana gerçek yaşındaki gibi davranmasını söyle, yani ölmesini.

drop kaldırmak

There's not a drop left.

Bir damla bile kalmadı.

Sonny, if Knauer drops back to punt, nail him.

Sonny, Knauer topa vurmak için geride kalırsa, onu mıhla.

And then, two weeks before Christmas, Sussex dropped him off the label.

Ve sonra, Noel'den iki hafta önce, Sussex onu etiketten kaldırdı.

drop düşme

Kepner. His vitals started dropping.

Yaşamsal değerleri düşmeye başladı.

It's an auto-drop system.

Bu bir otomatik düşme sistemi.

drop bitmek

Drop the gun. It's over!

İndir silahı, bitti artık!

Drop it, Cobb, it's all over.

Bırak onu, Cobb, Herşey bitti.

drop perde

And drop curtain.

Ve perde insin.

But what if all her calm, her niceness were just a negation a curtain dropped in front of an emptiness?

Peki ama ya bu sükuneti ve iyiliği sadece bir eksikliği bir boşluğu gizleyen bir perde görevi görüyorsa?

drop damlamak

Our neighbor, Ned Flanders, drops by unexpectedly.

Komşumuz Ned Flanders, beklenmedik zamanda damlar.

drop ayrılmak

Jason and Ri Ah both dropped out,

Jason ve Ri Ah ikisi de ayrıldılar

drop bir yudum içki

Give me a drink, just a drop.

Bana bir içki ver, sadece bir yudum.

drop yazıda

Someone just dropped off a handwritten recommendation letter and.

Birisi az önce size el yazısıyla yazılmış bir tavsiye mektubu bırakmış