English-Turkish translations for drug:

uyuşturucu · ilaç · ilaç vermek · hap · uyuşturucu vermek · narkotik · esrar · uyuşturucu madde · doping · other translations

drug uyuşturucu

That is why you and I love the drugs and that is also why I cannot give that painting back.

İşte sen de, ben de uyuşturucuları bu yüzden seviyoruz ve aynı zamanda bu yüzden o tabloyu geri veremem.

He's a serial killer who makes drugs.

O uyuşturucu yapan bir seri katil.

Being a drug dealer is actually hard work.

Uyuşturucu satışıcı olmak aslında zor bir iş.

Click to see more example sentences
drug ilaç

Victim looks like he was some sort of drug addict. Well, question is, what kind of drug?

Kurban bir çeşit ilaç bağımlısı gibi görünüyor. öyleyse asıl soru ne tür bir ilaç?

Please don't drug me again.

Lütfen bana tekrar ilaç verme.

They're a miracle drug for people with muscle wasting.

Kas erimesi olan insanlar için mucize ilaç.

Click to see more example sentences
drug ilaç vermek

Okay, Marty, these drugs that they gave you, what do you know about them?

Tamam Marty, onların sana verdiği şu ilaçlar, onlar hakkında ne biliyorsun?

Who'd give such expensive drug to a dog?

Bir köpek için kim öyle pahalı bir ilaç verir?

Have you given any drugs?

Herhangi bir ilaç verdiniz mi?

Click to see more example sentences
drug hap

You're not taking drugs, are you, John?

Sen hap kullanmıyorsun, değil mi John?

One drug issue containing morphine, vitamin pills, pep pills,

Bir ilaç kutsu içinde morfin, vitamin hapları, ateş düşürücüler,

It is a dangerous drug!

Çok tehlikeli bir hap.

Click to see more example sentences
drug uyuşturucu vermek

That is why you and I love the drugs and that is also why I cannot give that painting back.

İşte sen de, ben de uyuşturucuları bu yüzden seviyoruz ve aynı zamanda bu yüzden o tabloyu geri veremem.

Hey, look, you decided to sell drugs for a living, not me.

Bak, yaşamak için uyuşturucu satmaya sen karar verdin, ben değil.

My daddy's a drug dealer, and my mommy turned him in.

Babam bir uyuşturucu satıcısı ve annem onu ele verdi.

Click to see more example sentences
drug narkotik

There's a new drug in the precinct, and we need updated narcotics field kits.

Bölgede yeni bir uyuşturucu var ve bizim yeni narkotik saha kitine ihtiyacımız var.

Dennis Cain is a high-level drug enforcement agent.

Dennis Cain yüksek düzey bir narkotik ajanı.

The Drug squad sent them.

Onları narkotik ekibi gönderdi.

Click to see more example sentences
drug esrar

Got any drugs?

Esrar var mı?

Marijuana, drugs. Gun, die.

Esrar, uyuşturucu silah, ölüm.

You think Mr. McKussic sells drugs there?

Sizce, McKussic orada esrar satıyor?

Click to see more example sentences
drug uyuşturucu madde

You got any drugs or alcohol on you?

Uyuşturucu madde ya da alkol var mı?

Prostitution. Drugs. Rock and roll.

Fahişelik, uyuşturucu madde, rock roll.

drug doping

There were rumors about a drug scandal a few years ago, but he denied it.

Bir kaç yıl önce bir doping skandalı vardı ama o inkâr etti.

Like a smart drug for machines.

Sanki makineler için bir doping.