English-Turkish translations for drunk:

sarhoş · içmek · ayyaş · sarhoş adam · içki · sarhoşluk · içkili · alkolik · içki içmek · içecek · alkol, alkollü · fitil gibi · other translations

drunk sarhoş

All that matters now is that I'm drunk and happy and I want you to be here drunk and happy with me.

Önemli olan tek şey, şu an sarhoş ve mutlu olmam ve senin de burada benimle sarhoş ve mutlu olmanı istiyorum.

Have you ever seen a grown man drunk?

Hiç sarhoş yetişkin bir adam gördün mü?

After she left him, he was either drunk or

Kız onu terk ettikten sonra ya sarhoş oluyordu ya da

Click to see more example sentences
drunk içmek

You know I'm only doing this because I'm lonely and drunk and you smell really good.

Bunu sadece sarhoş ve yalnız olduğum için yaptığımı biliyorsun. Ve çok güzel kokuyorsun.

I bring a drunk home for a mysterious girl, a very pretty girl.

Gizemli bir kız için eve bir sarhoş bıraktım, çok güzel bir kız için.

And I'm not just saying that 'cause I'm drunk.

Ve bunu sadece sarhoş olduğum için söylemiyorum.

Click to see more example sentences
drunk ayyaş

Because he was a drunk, you are!

Çünkü o bir ayyaş, ya sen!

No, Danny, he's not drunk.

Hayır, Danny, o ayyaş değil.

Where is that damn drunk?

Nerede bu ayyaş herif?

Click to see more example sentences
drunk sarhoş adam

No. That guy is just a drunk.

Hayır, o adam sadece bir sarhoş.

Have you ever seen a grown man drunk?

Hiç sarhoş yetişkin bir adam gördün mü?

Was the young man drunk?

Genç adam sarhoş oldu?

Click to see more example sentences
drunk içki

Well, we finished dinner and he still wasn't drunk so I suggested a drinking game.

Yemeği bitirdik ve o hala sarhoş değildi, ben de içki oyunu oynamayı önerdim.

I am drinking and he's drunk.

İçkiyi içen benim ve sarhoş olan o.

And I too had drunk liquor for the first time.

Ve ben ilk defa o kadar çok içki içtim.

Click to see more example sentences
drunk sarhoşluk

This isn't drunk.

Bu sarhoşluk değil.

Well, it's business drunk.

Şey, bu sarhoşluğu.

Could be drunk or a suicide.

Ya sarhoşluk ya da intihar.

Click to see more example sentences
drunk içkili

Very drunk because I'm very rich.

Çok içkili çünkü ben çok zenginim.

But no drinking, or drugs, or smoking, or driving drunk,

Ama, içki yok, uyuşturucu yok, sigara yok, içkili araba kullanma yok,

Whoa. Well, Rachel, yeah. Driving drunk is dangerous.

Peki, Rachel, evet, içkili araba kullanmak tehlikelidir.

Click to see more example sentences
drunk alkolik

You'll end up a drunk like your father.

Sonunda sen de baban gibi bir alkolik olacaksın!

He's a drunk, Meredith.

O bir alkolik Meredith.

Mom's dead, dad's a drunk.

Annem öldü, babam bir alkolik.

Click to see more example sentences
drunk içki içmek

I am drinking and he's drunk.

İçkiyi içen benim ve sarhoş olan o.

You need to be drunk, to sing drinking songs. Eh, kid?

İçki şarkılarını söylemek için sarhoş olmak gerek, değil mi?

Dude, it's like It's like a James Bond car for drunks.

Dostum, bu sanki James Bond için içki arabası gibi.

Click to see more example sentences
drunk içecek

Actually, I'm not drunk at all, Noreen, and neither are you because there's no alcohol in these drinks.

Aslında kesinlikle sarhoş değilim, Noreen. Ve sen de değilsin çünkü bu içeceklerde alkol yok.

Beer, other drinks may get me drunk, but only you intoxicate me.

Bira, diğer içecekler beni sarhoş edebilir ama beni tek zehirleyen sensin.

Breathe, get drinks and drunk Asakura Liquor Shop

Soluklan, içecek al ve sarhoş ol Asakura Likör Dükkanı

drunk alkol, alkollü

Actually, I'm not drunk at all, Noreen, and neither are you because there's no alcohol in these drinks.

Aslında kesinlikle sarhoş değilim, Noreen. Ve sen de değilsin çünkü bu içeceklerde alkol yok.

I mean, you're not just a drunk-driving bartender, are you?

Sen de sadece alkollü araç kullanan bir barmen değilsin, değil mi?

Rory wasn't drunk. There was no alcohol in his bloodstream.

Rory sarhoş değildi, kan dolaşımında alkol izine rastlamadım.

drunk fitil gibi

He's stinking drunk.

Fitil gibi sarhoş.