duties

Now I've become the new leader, it's my duty to find her a good husband.

Şimdi ben yeni lider oldum, ona iyi bir koca bulmak benim görevim.

This is not responsibility of a civilian. there is an official here, it is my duty.

Bu artık sivil bir sorumluluk değil. burada bir yetkili var ve artık bu benim işim.

It's not easy to be a princess, but you have a duty.

Prenses olmak kolay bir şey değil, ama bir göreviniz var.

Well, I'm sorry, sir, but it's my duty.

Özür dilerim ama bu benim vazifem, efendim.

I think it's my duty or something, I don't know.

Sanırım bu benim görevim gibi bir şey, bilmiyorum.

It's my duty as a former student.

Eski bir öğrenci olarak bu benim görevim.

This isn't just a hobby for me, this is my duty.

Bu benim sadece bir hobi falan değil, bu benim görevim.

This is a very painful duty for me.

Bu benim için çok zor bir görev.

I'm sorry, but I'm an officer and only doing my duty.

Üzgünüm ama ben bir subayım ve yalnızca görevimi yapıyorum.

Lieutenant Commander Worf reporting for duty, sir.

Binbaşı Worf görev için rapor veriyor efendim.