English-Turkish translations for early:

erkenden, erken · sabah · ilk · önce · eski · erkenci · vakitsiz · başlangıç · ilkel · çabuk · ilk olarak · other translations

early erkenden, erken

I know it's a little early for Christmas, Edward, but I have a present for you.

Yılbaşı için biraz erken olduğunu biliyorum, Edward, ama senin için bir hediyem var.

Early this morning.

Bu sabah erken.

No, too early for me, thank you.

Hayır, sağol. Benim için çok erken.

Click to see more example sentences
early sabah

Whatever happened here was either last night or early this morning.

Ne olduysa ya dün gece, ya da bu sabah erken saatlerde olmuş.

What's funny so early in the morning?

Sabah sabah bu kadar komik olan ne?

I got an early morning meeting.

Sabah erkenden bir toplantım var.

Click to see more example sentences
early ilk

It's still early. It's just a first idea.

Hâlâ erken ama aklıma ilk bu geldi.

It's a bit early for the first pap smear.

İlk pap smear testi için biraz erken.

The early years, childhood, university.

İlk yıllar, çocukluk, üniversite.

Click to see more example sentences
early önce

We just got an early christmas present.

Az önce erken bir noel hediyesi aldık.

I'm just a few hours early.

Bir kaç saat önce geldim.

Did Mr. Jackson was here early?

Bay Jackson daha önce burada mıydı?

Click to see more example sentences
early eski

Early town records are this way.

Eski kasaba kayıtları bu tarafta.

Where found these early books?

Nereden buldun bu eski kitapları?

It's an early Tantric meditation

Bu eski bir Tantrik meditasyon.

Click to see more example sentences
early erkenci

He's at least an hour and a half early.

En azından bir buçuk saat kadar erkenci.

Well, here's my little early bird.

İşte benim küçük erkenci kuşum.

Little early, aren't you?

Biraz erkenci değil misin?

Click to see more example sentences
early vakitsiz

It's kind of early for you, isn't it?

Vakit senin için biraz erken değil mi?

It's early, but I wanted to get a head start.

Erken, ama ben erken bir vakit elde etmek istedim.

It was one morning very early.

Bir sabah çok erken bir vakit

Click to see more example sentences
early başlangıç

We should get an early start tomorrow.

Yarın sabah erken bir başlangıç yapmalıyız.

Early start Christmas Eve, boys!

Noel Arifesinde erken başlangıç beyler!

This is clearly a early infectious outbreak.

Bu kesinlikle bulaşıcı bir salgın başlangıcıdır.

Click to see more example sentences
early ilkel

Early Peacekeeper standard blood spectrometer.

İlkel bir Barış Muhafızı standart kan spektrometresi.

These early cells had no mitochondria.

Bu ilkel hücrelerin mitokondrisi yok.

early çabuk

Larten, finish your act quickly, and let's leave this town early.

Larten, gösterini çabuk bitir ve bu kenti erkenden terk edelim.

early ilk olarak

The disease is in very early stages and completely manageable, but he's naturally a bit scared.

Hastalık daha ilk safhalarında ve tamamen kontrol edilebilir ama doğal olarak, o biraz korkmuş durumda.