English-Turkish translations for easy:

kolaylıkla, kolay, kolayca · sakin · yavaş · basit · varlıklı · rahat · sorunsuz · yumuşak · ucuz · huzurlu · uysal · rahatça · doğal · zevkli · serbest · hafif · other translations

easy kolaylıkla, kolay, kolayca

It couldn't have been easy, but you did it anyway, and for that, you deserve something special.

Hiç kolay olmadı ama yine de yaptın bunun için özel bir şey hak ediyorsun.

This isn't easy for you, is it, Jack?

Senin için kolay olmadı, değil mi, Jack?

Well, it's not that easy, mom.

Bu o kadar kolay değil, anne.

Click to see more example sentences
easy sakin

Hey hey hey, take it easy.

Hey hey hey, sakin ol.

Take it easy, you hear me?

Sakin ol, Beni duydun mu?

Young man, take it easy

Genç adam, sakin ol bakalım.

Click to see more example sentences
easy yavaş

Nice and easy on one, two, three.

Yavaş ve nazikçe, bir, iki, üç.

Deep and slow, Just breathe easy, Everybody's dead!

Derin ve yavaş nefes al. Sakin ol. Herkes ölmüş!

Sorry. Okay, nice and easy.

Tamam, güzel ve yavaşça.

Click to see more example sentences
easy basit

How is it so easy for you?

Senin için nasıl bu kadar basit?

Of course it's not easy.

Tabii ki basit değil.

Yeah. Yeah, those are easy, too.

Evet, evet onlar da basit.

Click to see more example sentences
easy varlıklı

I have something to say to you, and it's not gonna be easy.

Sana söylemem gereken bir şey var. Bu hiç kolay olmayacak.

I have friends and family, but it's not always easy.

Arkadaşlarım ve ailem var, ama her zaman kolay olmuyor.

I understand, now, that you had dreams too and things weren't easy for you.

Şimdi anlıyorum ki, senin de hayallerin var ve bu olanlar senin için de kolay değildi.

Click to see more example sentences
easy rahat

Yes, the easy years, the happy days, the good life.

Evet, rahat yıllar, mutlu günler, güzel bir yaşam.

Hey, come on, Mike, take it easy.

Hey, hadi, Mike. Rahat ol biraz.

But it's not five million, it's ten, easy.

Ama beş milyon değil, rahat on vardı.

Click to see more example sentences
easy sorunsuz

It's not an easy question.

Bu kolay bir soru değil.

Come on, that's an easy one.

Hadi ama. Bu kolay bir soru.

It's not an easy question to answer.

Bu cevaplaması kolay bir soru değil.

Click to see more example sentences
easy yumuşak

Soft and easy to understand?

Yumuşak ve basit, anladın mı?

Mr. Green, soft and easy.

Bay Green yumuşak ve nazikçe.

She wanted something soft but hard too. Solid, functional, esthetic, easy to replace.

O yumuşak birşeyler istedi, ama sert de. sert, işlevsel, estetik, değiştirmesi kolay.

Click to see more example sentences
easy ucuz

Please, Gus, that's cheap and easy.

Hadi ama Gus. Ucuz ve kolay olurdu.

Cheap and easy to heat.

Ucuz ve ısıtması kolay.

Cheap and easy labour.

Ucuz ve dandik işçiler.

Click to see more example sentences
easy huzurlu

Just peaceful and easy. Normal.

Huzurlu ve basit bir yaşam; normal.

Robert Shatford Dale Murphy Michael Moran David Sullivan Alfred Pierre may you rest easy, long-liners in fair winds and calm seas.

Robert Shatford Dale Murphy Michael Moran David Sullivan Alfred Pierre Derin denizin balıkçıları, sakin rüzgarlarda ve durgun denizlerde huzur içinde yatın.

Four leaf clovers, easy life and Farah Diba.

Dört yapraklı yonca, huzurlu hayat ve Farah Diba.

easy uysal

A good feeling, Easy.

Çok iyi bir duygu Uysal.

I'm an easy-going guy, right?

Ben uysal bir adamım, değil mi?

Always made it easy. Easy-going kid.

Her zaman kolaylaştırdı Uysal bir çocuk

easy rahatça

Everything with Jake was easy.

Jake ile her şey çok rahattı.

And rest easy, please.

Ve rahatça dinlen, lütfen.

easy doğal

Parallel swimming and easy, natural, relaxed behavior.

Paralel yüzme ve rahat, doğal, sakin davranış.

We've got beautiful, natural-Iooking, easy-to-apply nails

Güzel, doğal görünümlü, bakımı kolay tırnaklarınız olabilir.

easy zevkli

Keith's regimen is fun and easy.

Keith'in diyeti kolay ve zevkli.

You were easy and pleasurable.

Basit ve zevk vericiydin.

easy serbest

More free, free and easy.

Daha serbest. Serbest ve kolay.

Free and easy, boys! Fire!

Serbest ve basit çocuklar! ateş!

easy hafif

Light and easy to fly.

Hafif ve kolay uçulur.

Let's start with an easy trikonasana.

Hafif bir Trikonasana ile başlayalım.