English-Turkish translations for elbow:

dirsek · dirseklemek · other translations

elbow dirsek

Our best friend is at home chewing her elbows and you're horse shopping?

En iyi arkadaşımız evde dirseklerini çiğniyor, ve sen at alışverişi mi yapıyorsun?

One of the attackers has a severely damaged right elbow and a broken nose.

Saldırganlardan birinin, ciddi şekilde yaralanmış bir dirseği ve kırık bir burnu var.

Hey, watch your elbow, man.

Hey, dirseğine dikkat et, oğlum.

Click to see more example sentences
elbow dirseklemek

All eyeballs and elbows and ready to play God.

Gözler ve dirsekler tanrıyı oynamak için hazır.

Arms outstretched, elbows in.

Kollar gergin, dirsekler içeri.