English-Turkish translations for elder:

yaşlı · büyük · ihtiyar · eski · mürver · kıdemli · other translations

elder yaşlı

Except she thinks you're just an Elder since she sent her message to them.

O Bir Yaşlı olduğunu düşünüyor dışında, onlara onu mesaj gönderdi beri.

Do not kill an elderly person, a small child, a woman

Yaşlı bir insanı öldürmeyin, küçük bir çocuğu, bir kadını

I heard you threatened an elderly man!

Senin yaşlı bir adamı tehdit ettiğini duydum!

Click to see more example sentences
elder büyük

Elderly chap, big grey beard, pointy hat.

Yaşlı ahbap, büyük gri sakal, sivri şapka.

That's why the elder is so hot.

Demek bu yüzden büyüğü çok seksi

The elderly Sheik Rashid continues to attract enormous crowds.

Şeyh Rashid büyük kalabalıkları toplamaya devam ediyor.

Click to see more example sentences
elder ihtiyar

The fourth, R.L., belonged to Rosemarie Larsson, an elderly woman who died some years before.

Dördüncü sıradaki R.L., Rosemarie Larsson'a ait birkaç yıl önce ölen ihtiyar bir kadın.

Elderly and almost blind.

İhtiyar ve neredeyse kör.

Someone killed an elder

Birisi bir ihtiyarı öldürdü.

Click to see more example sentences
elder eski

I said an elder soldier, not a better.

Daha iyi değil, daha eski bir askerim dedim.

Legends." Elderly wrestlers fighting old-timey robots in a wheelchair-accessible wrestling ring.

İhtiyar güreşçiler, eski tip robotlarla tekerlekli sandalye kullanımına uygun güreş ringinde dövüşecek.

And to old, elderly Pilot and his five-dollar, elderly airplane.

Ve eski, kurt pilot ve onun beş dolarlık, eski uçağına.

elder mürver

The Elder Wand cannot serve me properly because I am not its true master.

Mürver Asa bana düzgün hizmet edemiyor çünkü gerçek efendisi ben değilim.

No, it's communal elder flower gin spritzer for the group.

Hayır, bu grup için umumi bir mürver çiçeği cini.

elder kıdemli

ButAgnes was the last living elder.

Ama Agnes, yaşayan son kıdemli cadıydı.