English-Turkish translations for elegant:

zarif · şık · güzel · zekice · mükemmel · hoş · kibar · other translations

elegant zarif

Elegant, cultured, radiant. victoria has found a husband with all these qualities and more.

Zarif, kültürlü, parlak. Victoria bu erdemlere ve daha fazlasına sahip bir koca buldu.

Like a higher breed, like a more elegant breed of rap.

Daha üstün bir tür gibi, daha zarif bir rap türü gibi.

And tonight, seeing all of you here so beautiful, so elegant, so rich

Ve bu gece hepinizi burada görüyorum çok güzel,çok zarif çok zengin

Click to see more example sentences
elegant şık

Simple and elegant. Or wild and crazy, the choice is yours.

Basit ve şık ya da vahşi ve çılgın, karar senin.

What an elegant summer dress.

Ne şık bir yazlık elbise.

She said you were elegant and stylish and dignified and distinguished.

Zarif ve şık ve ağırbaşlı ve seçkin biri olduğunuzu söyledi.

Click to see more example sentences
elegant güzel

My mercy is completely very elegant and beautiful.

Benim rahmet tamamen bir çok zarif ve güzel.

Quite pretty and elegant.

Oldukça güzel ve zarif.

I'm with a beautiful, elegant woman!

Güzel ve zarif bir kadınla birlikteyim!

Click to see more example sentences
elegant zekice

You got more intelligent reasons, more elegant reasons.

Senin daha zekice nedenlerin var, daha zarif nedenlerin..

I had something a little more elegant in mind.

Aklımda biraz daha zekice bir şey var.

That's pretty elegant for a parasite.

Bu bir parazit için çok zekice.

Click to see more example sentences
elegant mükemmel

It's actually a very elegant system.

Aslında çok mükemmel bir sistem.

Elegant atmosphere and an exquisite dining experience.

Zarif bir atmosfer ve mükemmel bir yemek deneyimi.

Super. Elegant. Perfect.

Süper, zarif, mükemmel.

Click to see more example sentences
elegant hoş

How elegant you look!

Ne kadar hoş görünüyorsun!

What Walter does, Cooper, isn't elegant.

Walter'ın yaptığı hoş değil, Cooper.

That was an elegant dinner, Mrs Starrett.

Çok hoş bir yemekti, Bayan Starrett.

Click to see more example sentences
elegant kibar

Today, I bought Pauline the most elegant dress.

Bugün Pauline'e en kibar elbiseyi satın aldım.

Not elegant, but strong.

Kibar değil, ama güçlü.

Elegant and happy.

Kibar ve mutlu.

Click to see more example sentences