English-Turkish translations for embrace:

kabullenmek · kucaklamak · kucaklaşmak, kucak · kabul etmek · sarılmak · sarılma · benimseme., benimseme · sarmak · kucaklama · inanmak · benimsemek · other translations

embrace kabullenmek

Now, you can either embrace this, or You can lose everything that's good And hot.

Ya bunu kabul edersin ya da bu güzel ve ateşli her şeyi kaybedersin.

I accept this responsibility, and it is my privilege to embrace it.

Ben bu sorumluluğu kabul ediyorum, ona sarılmak benim için bir ayrıcalıktır.

My father and I will embrace the new faith.

Babam ve ben yeni inancı kabul edeceğiz.

Click to see more example sentences
embrace kucaklamak

A woman embraces life."A woman makes choices to make her life better.

Bir "kadın" hayatı kucaklar yaşamını daha iyi yapacak seçimler yapar.

A short life embraces sorrow and worries.

Kısa bir hayat.. üzüntü ve endişeleri kucaklar.

So my advice my advice is to embrace it.

Yani benim tavsiyem benim tavsiyem onu kucaklamak.

Click to see more example sentences
embrace kucaklaşmak, kucak

Yes, kill me now and spare these old bones the Blue Shadow's dire embrace.

Evet, beni şimdi öldürün ve bu yaşlı kemikleri Mavi Gölge'nin kucağına bırakın,

When the inspector met Giuliano and Pisciotta, they embraced like friends.

Müfettiş, Giuliano ve Pisciotta'yı görünce, yakın arkadaş gibi kucaklaştılar.

Why is he embracing them?

Neden onlara kucak açıyor?

Click to see more example sentences
embrace kabul etmek

I accept this responsibility, and it is my privilege to embrace it.

Ben bu sorumluluğu kabul ediyorum, ona sarılmak benim için bir ayrıcalıktır.

Please don't embrace who you are.

Lütfen kim olduğunu kabul etme.

Unlike you, I embrace it proudly.

Senin aksine bunu gururla kabul ediyorum!

Click to see more example sentences
embrace sarılmak

I accept this responsibility, and it is my privilege to embrace it.

Ben bu sorumluluğu kabul ediyorum, ona sarılmak benim için bir ayrıcalıktır.

I think "abrazo" means embrace.

Sanırım abrazo "sarılmak" demek.

Abrazo. Abrazo,the embrace.

Abrazo "sarılmak" demek.

embrace sarılma

A cup of tea, a kind embrace.

Bir bardak çay, içten bir sarılma.

All I want is one embrace

Tüm istediğim tek bir sarılma

What? An embrace but no kiss?

Sarılma var ama öpücük yok mu?

embrace benimseme., benimseme

But I'm trying to embrace a new philosophy of life

Fakat ben yeni bir yaşam felsefesi benimsemeye çalışıyorum.

But now I'm ready to embrace a whole new role as ruler of Oz.

Ama şimdi ben Oz hükümdarı olarak yepyeni bir rol benimsemeye hazırım.

embrace sarmak

His warmth is embracing me.

Onun sıcaklığı Beni sarıyor

Koh, the land-embracing man!

Koh, ülkesine sarılmış adam!

embrace kucaklama

Another time, another place, Another rhyme, a warm embrace

Başka yerde başka zamanda Başka kafiyede, sıcak bir kucaklama

One fond embrace, a ho'i a'e au

Bir sevgi dolu kucaklama, a ho'i a'e au

embrace inanmak

My father and I will embrace the new faith.

Babam ve ben yeni inancı kabul edeceğiz.

embrace benimsemek

You will embrace this rebellion.

Sen bu isyanı benimseyeceksin.