English-Turkish translations for emotional:

duygulu, duygusal · içli · hissi, hisli · duygusal yönden, duygusal yönden. · hassas · duyarlı · heyecanlı, heyecanla · other translations

emotional duygulu, duygusal

My brother Peter was killed a few years ago, and it's still a very emotional topic for us all.

Kardeşim Peter, bir kaç yıl önce öldürüldü ve bu bizim için hala çok duygusal bir konu.

And maybe Avery is a little emotional these days.

Ve belki de Avery bu günlerde biraz duygusal.

There's no emotional bond.

Duygusal bir bağ yok.

Click to see more example sentences
emotional içli

My brother Peter was killed a few years ago, and it's still a very emotional topic for us all.

Kardeşim Peter, bir kaç yıl önce öldürüldü ve bu bizim için hala çok duygusal bir konu.

No, this is an emotional moment for Tom and I.

Hayır, Tom ve benim için duygusal bir an.

I'm sorry, David, this is very emotional for me.

Afedersin David, bu benim için çok duygusal bir an.

Click to see more example sentences
emotional hissi, hisli

All these feelings and emotional crap.

Bütün bu hisler ve duygusal zırvalıklar.

You should trust your emotions more. Stop thinking so much.

Hislerine daha çok güven, bu kadar çok düşünmeyi bırak.

It was real emotions, a real decision.

Gerçek hisler ve gerçek bir karar.

Click to see more example sentences
emotional duygusal yönden, duygusal yönden.

And for me, especially for someone who's not emotionally attached anymore.

Ve benim için. Özellikle duygusal yönden artık kimseye bağlı olmayan biri için.

And he was quite emotionally and physically manipulative.

Bir de, duygusal ve fiziksel olarak insanları yönlendirirdi.

I'm unemployed, and I'm financially unstable, and I am emotionally, at best, precarious, at worst, a cripple.

Ben işsizim ve parasal yönden istikrarsızım ve duygusal yönden en iyi, kararsız en kötü, sakatım.

Click to see more example sentences
emotional hassas

I know we're both emotional and vulnerable but I'm not the enemy here.

İkimizin de duygusal ve hassas olduğumuzu biliyorum, ama ben senin düşmanın değilim.

It's been an emotional night No, no, no, Dan.

Hassas bir gece oldu Hayır, hayır, Dan.

She's horny, single, and emotionally vulnerable right now.

Azgın, bekar ve duygusal olarak hassas şuanda.

Click to see more example sentences
emotional duyarlı

John, I understand and respect your emotional needs

John, duygusal ihtiyaçlarını anlıyor ve saygı duyuyorum.

This ship, this emotional ship, needs guidance.

Bu gemi, bu duygusal gemi, rehberliğe ihtiyaç duyuyor.

This fugue is a tremendous it's an emotional upheaval, and I don't hear it.

Bu füg muazzam bir Duygusal bir devrimdir. Benim duyduğum o değil.

Click to see more example sentences
emotional heyecanlı, heyecanla

And that's the area to me where it gets more interesting and exciting, and more emotional.

İşte benim için daha enteresan, daha heyecan verici ve daha duygusal olan alan budur.

Hate is a very exciting emotion.

Nefret heyecan verici bir duygudur.

I'm very emotioned..

Şey, çok heyecanlıyım.