English-Turkish translations for encouraging:

teşvik etme, teşvik ederek, teşvik ederek. · cesaret verici · ümit verici · teşvik edici · açıcı · yüreklendirici · other translations

encouraging teşvik etme, teşvik ederek, teşvik ederek.

Now, someone here has tremendous talent, and I want to encourage it.

Şimdi, burada birinin şahane bir yeteneği var ve ben de onu teşvik etmek istiyorum.

It's not wise to encourage them, Miss Sarah.

Onları teşvik etmek akıllıca değil, Bayan Sarah.

Don't encourage him, Vic.

Onu teşvik etme Vic.

Click to see more example sentences
encouraging cesaret verici

I didn't do anything to encourage him, Mom. I swear.

Ona cesaret verecek hiçbir şey yapmadım anne, yemin ederim.

Of course my role was to support and encourage him.

Tabii ki benim rolüm ona destek ve cesaret vermekti.

Well, it's not definite, but it's encouraging.

Kesin bir şey yok ama cesaret verici.

Click to see more example sentences
encouraging ümit verici

Yes, it's encouraging for me, but bad for you.

Benim için ümit verici. Ama senin için kötü.

I think that's very encouraging.

Bence bu çok ümit verici.

Yes, it's encouraging for me.

Benim için ümit verici.

Click to see more example sentences
encouraging teşvik edici

That doesn't sound very encouraging.

Kulağa pek teşvik edici gelmiyor bu.

Very, very supportive. Encouraging.

Çok destekleyici, teşvik edici.

Hetty, as an intelligence analyst not exactly encouraging.

Hetty, bir istihbarat analisti için pek teşvik edici değil.

encouraging açıcı

This was not an encouraging opening for a conversation.

Bu bir sohbet için pek açıcı bir başlangıç değildi.

Actually, diagnostics are not encouraging, Captain.

Aslında tanılar pek açıcı değil kaptan.

That is not encouraging.

Bu hiç açıcı değil.

encouraging yüreklendirici

And that is an encouraging thought.

Ve bu yüreklendirici bir düşünce.

That, my friend, is very encouraging.

İşte bu, dostum, çok yüreklendirici.