English-Turkish translations for ending:

son · · ölüm · sona erme · bitiş · sonuç · baş · nihayet · bitirme · kapanış · bitim · other translations

ending son

It's a very good book, but in the end, even this book, is just a book.

Bu iyi bir kitap çavuş. Ama sonunda bu kitap bile sadece bir kitap.

That ended a few weeks ago!

Bir kaç hafta önce sona erdi.

You're gonna end up like your mom.

Senin de sonun annen gibi olacak.

Click to see more example sentences
ending

You, take this end.

Sen de bu ucu al.

Three years later, the marriage ended.

yıl sonra evlilik sona erdi.

You, Mackey, and I, that's the one end.

Sen, Mackey, ve ben, bu planın bir ucu.

Click to see more example sentences
ending ölüm

Death doesn't have to be the end, not in our world.

Ölüm bir son olmak zorunda değil. Bizim dünyamızda değil.

Because I know that death isn't the end.

Çünkü ben ölümün bir son olmadığını biliyorum.

And we could have ended up hurt or or dead.

Ve biz zarar sona erdi ya olabilirdi ya da ölü.

Click to see more example sentences
ending sona erme

This dream must end,

Ama bu rüya sona ermeli

This must end.

Bu sona ermeli.

Everything has to end.

Her şey sona ermeli.

Click to see more example sentences
ending bitiş

Somewhere between the beginning and the end.

Başlangıç ve bitiş arasında bir yerde.

Beginning, middle, and end.

Başlangıç, orta ve bitiş.

Well, I think that's an appropriate ending.

Peki, bu uygun bir bitiş olduğunu düşünüyorum.

Click to see more example sentences
ending sonuç

But in the end, will be just a theory.

Ama sonuçta, bu sadece bir teori olacak.

That's all that matters in the end.

Sonuçta önemli olan tek şey bu.

And the longer this fog lasts, the worse it will be for you in the end.

Ve bu sis ne kadar uzun sürerse sonuç senin için o kadar kötü olacak.

Click to see more example sentences
ending baş

That story has a beginning, middle, and an end.

O hikayenin bir başı, bir ortası ve bir de sonu var.

No beginning, no end.

Başı yok, sonu yok.

But first, these terrorist attacks must end.

Ama ilk başta, bu terörist saldırıları bitmeli.

Click to see more example sentences
ending nihayet

So in the end, He created one last thing.

O da nihayet, son bir şey yarattı.

And in the end, president or prophet, it doesn't really matter.

Ve nihayetinde, başkan ya da elçi, aslında fark etmez.

In the end, I think a wormhole like this one can't exist.

Nihayetinde, düşünüyorum da bunun gibi bir solucan deliği var olamaz.

Click to see more example sentences
ending bitirme

There's an easy way to end this.

Bunu bitirmenin kolay bir yolu var.

That's the only way to end this.

Bu işi bitirmenin tek yolu bu.

Now, there's an honorable way to end this. How's that, Walt?

Şimdi, bunu bitirmenin onurlu bir yolu var. o nasıl olacak, Walt?

Click to see more example sentences
ending kapanış

Lewis, last I checked the hunting season ended three months ago.

Lewis, son baktığımda av sezonu üç ay önce kapanmıştı.

This is my automated end-crawl operating machine.

Bu benim otomatik kapanış jeneriği makinem.

ending bitim

Pink-footed goose, other end of the boardwalk.

Pembe Ayaklı Kaz, diğer patikanın bitiminde.