English-Turkish translations for endure:

katlanmak · dayanmak · devam · devam etmek · tahammül etmek · çekmek · kaldırmak · almak · other translations

endure katlanmak

And I had to endure a really weird, very long walk of shame.

Ve ben katlanmak zorunda kaldı gerçekten garip, çok uzun utanç yürüyün.

A real man would endure the pain and sing!

Gerçek bir erkek acıya katlanır ve şarkı söylerdi!

Endure this pain, must be unbearable.

Bu acıya katlanmak çekilmez olmalı.

Click to see more example sentences
endure dayanmak

Without sacred values, no reign can endure.

Kutsal değerler olmadan, hiçbir saltanat dayanamaz.

'enduring many hardships: 'abject poverty, starvation

pek çok sıkıntıya dayanmıştı: "sefillik, kıtlık

Roger, I've been trained to endure hardship.

Roger, zorluğa dayanmak için eğitim aldım.

Click to see more example sentences
endure devam

Charles Flyte may be dead, but that idea of faith and hope must endure.

Charles Flyte ölmüş olabilir ama inanç ve umut fikri devam etmelidir.

But I serve the throne, and the throne will endure.

Ben tahta hizmet ediyorum ve taht devam edecek.

The Bach family must endure.

Bach ailesi devam etmeli.

Click to see more example sentences
endure devam etmek

But I serve the throne, and the throne will endure.

Ben tahta hizmet ediyorum ve taht devam edecek.

The Bach family must endure.

Bach ailesi devam etmeli.

But Duffman, the idea, endures.

Ama Duffman fikri devam ediyor.

endure tahammül etmek

Exactly what am I enduring here?

Ben tam olarak neye tahammül ediyorum?

Because reality can't be endured.

Çünkü gerçeğe tahammül edilemiyor.

endure çekmek

Endure this pain, must be unbearable.

Bu acıya katlanmak çekilmez olmalı.

NARRATOR: For six months Yellowstone endures an unrelenting winter.

Altı ay boyunca Yellowstone, amansız bir kışın çilesini çekiyor.

endure kaldırmak

And I had to endure a really weird, very long walk of shame.

Ve ben katlanmak zorunda kaldı gerçekten garip, çok uzun utanç yürüyün.

endure almak

Roger, I've been trained to endure hardship.

Roger, zorluğa dayanmak için eğitim aldım.