English-Turkish translations for engage:

nişanlanmak · çalıştırmak · meşgul · çekmek · söz vermek · ilgili, ilgili., ilgilenmek · tutmak · saldırmak · dövüşmek · çarpışmak · kullanmak · other translations

engage nişanlanmak

I was engaged once a couple of years ago, but it didn't pan out.

Ben mi, hayır. Bir kaç yıl önce bir kez nişanlandım. Ama yürümedi.

But I got engaged twice after that.

Ama ondan sonra iki kez nişanlandım.

I was engaged once before.

Ben daha önce de nişanlandım.

Click to see more example sentences
engage çalıştırmak

Engage deflector shield, full power.

Yansıtıcı kalkanı çalıştırın, tam güç.

Engage deflector shield now.

Yansıtıcı kalkanı çalıştırın şimdi.

Engage impulse engines.

İtici motorları çalıştırın.

Click to see more example sentences
engage meşgul

Big Bad Wolf is engaged.

Büyük Kötü Kurt meşgul.

You ever been engaged, Becky?

Hiç meşgul olmuştur, Becky?

Mr. Reese is otherwise engaged.

Bay Reese başka bir işle meşgul.

Click to see more example sentences
engage çekmek

Yeah, back off, Romeo. I'm engaged.

Evet, çekil bakalım Romeo, nişanlıyım ben.

Engage secondary tractor beam.

İkincil çekici ışını devreye sokun.

Engage tractor beam.

Çekici ışını çalıştırın.

Click to see more example sentences
engage söz vermek

I'm sorry Sir but I have a prior engagement and I can't cancel.

Özür dilerim efendim ama verilmiş bir sözüm var ve iptal edemem.

I'm awfully sorry, but I do have a prior dinner engagement.

Çok özür dilerim, ama bir yemek için verilmiş sözüm var.

I've, uh, got a previous engagement.

Daha önceden verilmiş bir sözüm var.

Click to see more example sentences
engage ilgili, ilgili., ilgilenmek

Very engaging, keep going.

Çok ilgi çekici. Devam et.

Ji Hoon, about our engagement

Ji Hoon, bu nişanımızla ilgili.

This engaging animal is Tupaia montana the mountain tree shrew.

Bu ilgi çekici küçük hayvan 'Tupaia montana' Dağ Ağaç Faresi.

Click to see more example sentences
engage tutmak

Keep him engaged.

Onu meşgul tutun.

Crouch and hold engage!

Eğil ve tut çarpışın!

Mr. Edward Ross, engages you as his lawyer.

Bay Edward Ross, avukat olarak sizi tutuyor.

engage saldırmak

The Battlestar Pegasus is not stopping to engage us.

Savaş Yıldızı Pegasus bize saldırmak için durmuyor.

Both were engaged near the lkanian asteroid belt.

Her ikisine de Ikalian asteroit kuşağında saldırılmış.

The white tiger will engage redfox

Beyaz kaplan kızıl tilkiye saldıracak.

engage dövüşmek

That's why deathstroke engaged me.

Bu yüzden Deathstroke benimle dövüştü.

She engaged General Grievous.

General Grievous ile dövüştü.

engage çarpışmak

And horses mean cavalry, and cavalry means a land engagement.

At demek süvari demek, süvari ise kara çarpışması demek.

engage kullanmak

We must use this engagement as a new beginning.

Bu nişanı yeni bir başlangıç olarak kullanabiliriz.