English-Turkish translations for enough:

yeterince, yetersiz, yeterli · kadar · yeter · yeteri kadar · kafi · yeterli miktar · other translations

enough yeterince, yetersiz, yeterli

I don't want to say things like this, but she's not good enough for you!

Bu tür şeyler söylemek istemiyorum ama o kadın senin için yeterince iyi değil!

There wasn't enough food and water for both of us So he killed himself.

İkimiz için yeterince su ve yiyecek yoktu ve o intihar etti.

Is there enough for everyone?

Herkes için yeterince var mı?

Click to see more example sentences
enough kadar

I'll love you so much that no woman is ever gonna be good enough for you.

Seni o kadar çok seveceğim ki hiç bir kadın senin için yeterli olmayacak.

Do you love him enough for that?

Onu bu kadar çok seviyor musun?

Yes, I think I've had enough.

Evet, sanırım bu kadar yeter.

Click to see more example sentences
enough yeter

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

Hey, hey, kid. Kid, that's enough.

Hey, hey, Evlat Evlat, bu kadar yeter.

That's enough, young lady!

Bu kadar yeter, genç bayan!

Click to see more example sentences
enough yeteri kadar

I'll love you so much that no woman is ever gonna be good enough for you.

Seni o kadar çok seveceğim ki hiç bir kadın senin için yeterli olmayacak.

Not that much, and not fast enough for you.

O kadar çok değil ve sana yetecek kadar hızlı değil.

No, it's real enough, all right.

Hayır, yeteri kadar gerçek, pekala.

Click to see more example sentences
enough kafi

For a first meeting, this is enough.

İlk toplantı için, bu kadarı kafi.

All right, Peter, that's enough.

Tamam, Peter. Bu kadarı kafi.

These smells are enough for me, thank you.

Bu kokular benim için kafi, teşekkür ederim.

Click to see more example sentences
enough yeterli miktar

I think this is not enough.

Sanırım bu miktar yeterli değil.

It's a small amount, but enough.

Ufak bir miktar, ama yeterli.

If that's a settlement offer, Jerry, it's not enough.

Bu bir anlaşma teklifiyse miktar yeterli değil Jerry.

Click to see more example sentences