enriching

Zoe Barnes, Twitter, blogs, enriched media, they're all surface.

Zoe Barnes, Twitter, bloglar, süslü medya, hepsi yüzeysel.

Zoe Barnes, Twitter, blogs, enriched media, they're all surface. They're fads.

Zoe Barnes, Twitter, bloglar zenginleştirilmiş medya bunların hepsi sadece görünüşte önemli.

Special Consul Bakhshi, how far progressed "is Iran's uranium enrichment programme?

Özel Konsolos Bakhshi, İran uranyum zenginleştirme programında ne kadar ilerleme sağladı?

You and your private army enriching uranium, selling it to unstable countries.

Sen ve senin uranyum zenginleştirip dengesiz ülkelere satan özel ordunu.

The next time I want to enrich myself, I'II download a good book.

Bir daha ki sefere, kendimi geliştirmek için, iyi bir kitap indireceğim.

We shouldnt lose an ounce of plutonium or highly enriched uranium.

Bir gram plütonyum veya yüksek içerikli uranyum da kaybetmemeliyiz.

One billion euros worth of enriched uranium.

Bir milyar avro değerindeki zenginleştirilmiş uranyum.

That's an enriched beer, dude.

Bu bira zenginleştirilmiş, dostum.

It'll enrich your life, make you a better man.

Hayatını zenginleştirir seni daha iyi bir adam yapar.

He's developed a more efficient way to enrich plutonium.

Plutonyum zenginleştirmek için daha verimli bir yol buldu