English-Turkish translations for enter:

girmek · giriş · içine girmek · içeriye girmek, içeri girmek · giriş yapmak · katılmak · başlamak · zorla girmek · yazmak · sokmak · other translations

enter girmek

But enter another software engineer, not so young, not so bright, but very, very sneaky;

Ama, işe başka bir mühendis daha girdi. Ne çok genç, ne de zekiydi. Ama çok sinsiydi.

Enter me and give me a son!

Gir içime ve bana bir oğul ver!

Now you push me and enter.

Şimdi beni itin ve girin.

Click to see more example sentences
enter giriş

French police enter Germany, health officer, military district.

Fransız polisi Almanya'ya giriş, sağlık memuru, askeri bölge.

Enter current access code.

Güncel giriş kodunu girin.

A vehicle registered to ed didrikson just entered the system.

Ed Didrikson adına kayıtlı bir araç sisteme giriş yapmış.

Click to see more example sentences
enter içine girmek

But the important thing is, something evil entered me that night.

Ama önemli olan,.. o gece içime şeytani bir şey girdi.

Three hours later, he enters Club au Lac for lunch, with a satchel of money.

Üç saat sonra öğle yemeği için Club au Lac'a girdi. Elinde bir para çantasıyla.

Who gave you permission to enter?

Sana girmen için kim izin verdi?

Click to see more example sentences
enter içeriye girmek, içeri girmek

Maybe she let him enter and then she refused him.

Belki de içeri girmesine izin verdi ve sonra onu reddetti.

Until St. Giuseppe is inside not even God should enter.

St. Giuseppe girene kadar, tanrı bile içeri giremez.

You stay here, and when he enters

Sen burada kal, ve içeri girdiği zaman

Click to see more example sentences
enter giriş yapmak

Agent Carter, Mr. Luthor has entered the building.

Ajan Carter, Bay Luthor binaya giriş yaptı.

Listen.. bomb squad is entering the building now.

Dinle Bomba imha ekibi şu an binaya giriş yapıyor.

A vehicle registered to ed didrikson just entered the system.

Ed Didrikson adına kayıtlı bir araç sisteme giriş yapmış.

Click to see more example sentences
enter katılmak

So he entered a programme and they gave him a new drug.

Bu yüzden programa katıldı ve ona yeni bir ilaç verdiler.

Donna? Are you entering too?

Donna, sen de katılıyor musun?

But I didn't even enter.

Ama ben katılmadım bile.

Click to see more example sentences
enter başlamak

And this amateur contest opened and Nan said to me, "Why don't you enter that contest?

Ve bir amatör yarışma başladı ve Nan bana dedi ki: "Neden o yarışmaya katılmıyorsun?

Apparently, the two gunmen entered the bar and immediately started shooting.

Belli ki iki adam bara girmiş ve hemen ateş etmeye başlamış.

'Entering night shift.'

Gece vardiyası başlıyor.

enter zorla girmek

The trickiest part will be entering Al Hayy.

En zorlu kısmı Al Hayy'e girmek olacak.

enter yazmak

Each address was entered chronologically. all by the same person

Her adres, kronolojik sırayla yazılmış ve hepsi de aynı kişi tarafından.

enter sokmak

Andy entered it into a tournament.

Andy onu bir turnuvaya soktu.