English-Turkish translations for essence:

öz · esans · ruh · esas · nitelik · other translations

essence öz

Her blood, her essence, flows through your veins.

Onun kanı, onun özü senin damarlarında akıyor.

We really need that Smurf essence.

O şirin özüne gerçekten ihtiyacımız var.

But, Ms. Bishop, the essence of partnership is partnership.

Ama Ms. Bishop, ortaklığın özü ortak olmaktır.

Click to see more example sentences
essence esans

Vampire mace sliver nitrate, essence of garlic.

Vampir topuzu gümüş nitrat, sarımsak esansı.

Before adding alcohol and other essences to make perfume.

Parfümü yapmak için alkol ve diğer esansları eklemeden önce.

That's essence of rotting reptile flesh.

Bu, çürümekte olan sürüngen eti esansı.

Click to see more example sentences
essence ruh

In this world, there is foulness in both men and women. only the Bodhisattva embodies both male and female essences.

Bu dünyada, kadınlarda da erkeklerde de bozukluklar var. Yalnızca Buda'ya ulaşan kadın ve erkekler ruhu somutlaştırırlar.

A shining essence

Parlayan bir ruh

And I am getting traces of Warren's meta-essence.

Ve ben Warren'in ruhunun bir kısmını izliyorum.

essence esas

So every panel, in essence, is new?

Her panel esas itibariyle yeni mi?

These other B.O.B.s aren't simply copies; they're quantum-entangled parts of his essence.

Bu diğer B.O.B.'lar sadece basit bir kopya değiller; bunlar karışmış kuantum'un esas birer parçaları.

essence nitelik

His essence is mine now.

Onun nitelikleri artık benim.