English-Turkish translations for essential:

gerekli · önem, önemli · temel · şart · gerçek · esaslı, esas · zorunlu · ana · esas itibarıyla · esaslı gerekli · gerekli olan şey · zaten · hayati · zorunluluk · elzem · zaruri · other translations

essential gerekli

This is essential; I'm conducting a murder investigation.

Bu gerekli. Ben bir cinayet soruşturması yürütüyorum.

But it's not essential?

Ama gerekli değil mi?

Anyway boss, a long life isn't essential.

Neyse patron, uzun bir yaşam, gerekli değildir.

Click to see more example sentences
essential önem, önemli

This is hard for me to explain, but there is nothing more essential to me than that kid.

Bunu sana açıklamak çok zor ama benim için o çocuktan daha önemli bir şey yok.

But the Volm feel that this is an essential target to hit, and I'm inclined to agree with them.

Ama Volm bu olduğunu hissediyorum vurmak için önemli bir hedef, ve eğimli değilim onlarla aynı fikirde.

Dr. Lightman is essential for my client's defense, your honor.

Dr. Lightman, müvekkilimin duruşması için çok önemli, sayın yargıç.

Click to see more example sentences
essential temel

I stole essential Air Force radio parts and sold them on the black market.

Hava kuvvetleri temel radyo parçaları çaldım ve onları kara borsada sattım.

This was essentially the world's first truly secret society.

Bu temelde, dünyanın ilk gerçek gizli topluluğuydu.

But the key factor here is these are essentially just mortgages.

Ama buradaki anahtar faktör şu ki, bunlar temelde sadece mortgage kredileri.

Click to see more example sentences
essential şart

Secrecy essential to success.

Başarı için gizlilik şart.

Should have French and Spanish, but not essential.

Fransızca ve İspanyolca bilmesi iyi olur ama şart değil.

It is not only possible, it is essential.

Bu yalnızca mümkün değil, bu için şarttır.

Click to see more example sentences
essential gerçek

This was essentially the world's first truly secret society.

Bu temelde, dünyanın ilk gerçek gizli topluluğuydu.

Is this scene really essential?

Bu sahne gerçekten gerekli mi?

essential esaslı, esas

Uh, it's essential for a detective to speak korean essential!

Uh, Bir dedektif için gerekli olan şey. esaslı bir Korece konuşmaktır

Every murder is essentially the same.

Her cinayet esas itibariyle aynı.

essential zorunlu

It's essential for a club like this.

Bunun gibi bir kulüp için zorunlu bir şey.

I think it's essential.

Bence bu zorunlu bir şey.

essential ana

Only essential traffic at this time.

Şu an sadece gerekli trafik.

essential esas itibarıyla

Every murder is essentially the same.

Her cinayet esas itibariyle aynı.

essential esaslı gerekli

Uh, it's essential for a detective to speak korean essential!

Uh, Bir dedektif için gerekli olan şey. esaslı bir Korece konuşmaktır

essential gerekli olan şey

Uh, it's essential for a detective to speak korean essential!

Uh, Bir dedektif için gerekli olan şey. esaslı bir Korece konuşmaktır

essential zaten

Essentially, I'm already dead.

Temelde, ben artık zaten ölüyüm.

essential hayati

To succeed in life, three things are essential

Hayatta başarılı olmak için, üç şey gereklidir

essential zorunluluk

Doyle is essential.

Doyle bir zorunluluk.

essential elzem

Only take essential belongings.

Sadece elzem eşyalarınızı alın.

essential zaruri

That's an essential amenity.

Çok zaruri bir konfor.