English-Turkish translations for ever:

hiç · daha · en · · şimdi · asla · gittikçe, giderek · her zaman · eğer · hep · hiç bir zaman · daima · durmadan · other translations

We also found translations for word ever in Turkish.

ever hiç

I'll love you so much that no woman is ever gonna be good enough for you.

Seni o kadar çok seveceğim ki hiç bir kadın senin için yeterli olmayacak.

Have you ever seen one?

Sen hiç gördün mü?

Did I ever tell you you're a good kid?

İyi bir çocuk olduğunu söyledim mi sana hiç?

Click to see more example sentences
ever daha

Have you ever seen anything like that before?

Daha önce hiç böyle bir şey gördün mü?

Did you ever see this man before?

Daha önce bu adamı gördünüz mü?

Do not ever say that to me again, did you hear?

Bana bir daha böyle bir şey söyleme, duydun mu?

Click to see more example sentences
ever en

Because she She's the best friend I ever had, and I love her.

Çünkü o o benim en iyi arkadaşım ve onu seviyorum.

It's not the worst thing I've ever seen.

Bu şimdiye kadar gördüğüm en kötü şey değil.

He's the second best warrior ever and a genius and stuff.

O şimdiye kadar ikinci en iyi savaşçı ve bir dahi ve şeyler.

Click to see more example sentences
ever

Have you ever seen anything like that before?

Daha önce hiç böyle bir şey gördün ?

Ever seen anything like it?

Hiç öyle bir şey gördün ?

You ever see that car?

O arabayı hiç gördün ?

Click to see more example sentences
ever şimdi

Now, I don't want to see you again or any of your kind ever again.

Şimdi bir daha, bir daha ya da bu tür bir görmek istemiyorum.

I think that's the worst thing I've ever heard.

Sanırım bu şimdiye kadar duyduğum en kötü şey.

It's the most beautiful thing you've ever given me.

Şimdiye kadar bana verdiğin en güzel şey bu.

Click to see more example sentences
ever asla

Don't you ever do anything like that to me again, ever!

Bir daha asla bana böyle bir şey yapma! Asla!

And never, ever again.

Ve bir daha asla.

Never, ever, ever again.

Asla, Asla, bir daha asla.

Click to see more example sentences
ever gittikçe, giderek

At least I know I'll be going to a better place than you'll ever see!

Ben gideceğim biliyorum en azından daha iyi bir yere daha hiç görürsünüz!

Have you ever been anywhere else?

Başka bir yere gittin mi hiç? Evet.

Well, Jesse and Leon just sort of showed up one night and never, ever left.

Jesse. Jesse ve Leon bir gece çıkageldiler ve bir daha hiç gitmediler.

Click to see more example sentences
ever her zaman

I know it's different for you because it's always different, but if you ever need

Senin için farklı olduğunu biliyorum. Çünkü her zaman farklıdır. Ama, eğer ihtiyacın olursa

You're as beautiful as ever.

Her zamanki gibi çok güzelsin.

And as a mother, she'll be more dangerous than ever.

Ve bir anne olarak, her zamankinden daha çok tehlikeli olacak.

Click to see more example sentences
ever eğer

I know it's different for you because it's always different, but if you ever need

Senin için farklı olduğunu biliyorum. Çünkü her zaman farklıdır. Ama, eğer ihtiyacın olursa

If anything ever happened to you nothing is gonna happen.

Eğer size bir şey olursa. Hiçbir şey olmayacak.

Not that look, I loved the car, and if you ever got me another one,

O değil bak, arabayı çok seviyordum, ve eğer bana başka bir tane daha alırsan,

Click to see more example sentences
ever hep

So far we've got one case and maybe that's all we'll ever have.

Şimdiye kadar tek bir dava var. Belki de hepsi bu kadar olur.

So ever since then, I always check.

O günden beri, hep kontrol ederim.

All I ever wanted was to be honest, Paula.

Ben sana hep dürüst olmak istedim Paula.

Click to see more example sentences
ever hiç bir zaman

If you want to do something for me, then never get sick, ever.

Benim için bir şey yapmak istiyorsan hiç bir zaman hasta olma.

Why didn't you ever just say anything?

Niye hiç bir zaman hiç bir şey söylemedin?

Is it ever the best time?

Hiç iyi bir zaman oldu mu ki?

Click to see more example sentences
ever daima

What ever happens you always will be her father.

Ne olursa olsun daima onun babası olacaksın.

Always be a good boy Don't ever play with guns

Daima iyi bir çocuk ol" "Sakın silahlarla oynama

To Mara, he's the best dad ever.

Mara için, O daima en iyi baba.

Click to see more example sentences
ever durmadan

You never, ever stop.

Asla ve asla durma.

But ever since he's been back, he's eating nonstop.

Ama döndüğünden beri hiç durmadan yemek yiyor.

but he's been working, non-stop ever since.

Ama o gün bugündür hiç durmadan çalışıyor.

Click to see more example sentences