English-Turkish translations for every:

her · her biri, her bir · bütün · tüm · hepsi · her tarafa · düzensiz · other translations

every her

Every day you ask me the same question and every day I say I don't know.

Her gün bana aynı soruyu soruyorsun ve hergün ben de sana bilmiyorum diyorum

There's a new girl coming every day.

Artık her gün gelen yeni bir kız var.

Yeah, every day.

Evet. Her gün.

Click to see more example sentences
every her biri, her bir

You drink like this every night or this is just a bad night?

Her gece böyle içer misin yoksa bu gece kötü bir gece mi?

There's always one. in every family.

Her zaman her ailede. bir tane vardır.

We had a new car every three years.

Her üç yılda bir, yeni bir arabamız olurdu.

Click to see more example sentences
every bütün

Not all day every day, but every day.

Bütün gün boyunca değil ama her gün.

Every ugly girl has a beautiful girlfriend.

Bütün çirkin kızların güzel bir kız arkadaşı vardır.

Every last penny brother, of which there will be millions!

Geçen her peni Kardeşim, bütün milyonlar orada olacak!

Click to see more example sentences
every tüm

Why is this night different from every other night?

Neden bu gece diğer tüm gecelerden farklı?

Running and fighting, all day, every day.

Tüm gün ve her gün kaçarak ve savaşarak.

The whole city packed into automobiles. And all weekend, every weekend ended up at Gatsby's.

Tüm şehir arabalara doluşup hafta sonu boyunca her hafta Gatsby'nin evine geliyordu.

Click to see more example sentences
every hepsi

And every day will always be a happy day.

Ve her gün, hep mutlu bir gün olacak.

That's a lot of goddamn roses. And every one will be in a Catholic hospital tonight.

Bir sürü Allah'ın belası gül ve hepsi de bu gece katolik bir hastanede olacak.

He gave us all hope that every living thing

O hepimize umut verdi Yaşayan her şeyin

Click to see more example sentences
every her tarafa

I've been pulled across from a different universe, because every single universe is in danger.

Ben Farklı bir evren tarafından çekildim çünkü her bir evren tehlike içinde.

Anyways, this place kept getting robbed by the same guy every week.

Her neyse, bu yer her hafta aynı adam tarafından soyuluyordu.

It is visited by millions of people every year.

Her yıl milyonlarca insan tarafından ziyaret edilir.

Click to see more example sentences
every düzensiz

And then it became a regular thing every Thursday.

Sonra düzenli bir şey haline geldi. Her perşembe.

Regular, same time every month.

Düzenli olarak, her ay aynı zaman.

It's a big festival every year.

Her yıl düzenlenen büyük bir festival.

Click to see more example sentences