English-Turkish translations for everything:

her · şey · her şey · herşey · hepsi · bütün · other translations

everything her

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

I can give you everything, I don't want anything from you,

Sana her şeyi verebilirim. Senden hiç bir şey istemiyorum.

And I'll tell you everything.

Ve sana her şeyi anlatacağım.

Click to see more example sentences
everything şey

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

I can give you everything, I don't want anything from you,

Sana her şeyi verebilirim. Senden hiç bir şey istemiyorum.

Why does everything have to be so black and white with you?

Senin için her şey neden bu kadar siyah beyaz olmak zorunda?

Click to see more example sentences
everything her şey

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

You think you know something about everything, don't you?

Her şey hakkında bir şey bildiğini sanıyorsun, değil mi?

Everything is always about you.

Her şey her zaman senin hakkında.

Click to see more example sentences
everything herşey

No, but this family means everything to me, and I just want to do something.

Hayır, ama benim için bu aile herşey demek, ve ben birşey yapmak istiyorum.

Yes, everything is fine, no problem.

Evet, herşey yolunda, problem yok.

In five minutes, everything

Herşey, beş dakika içinde oldu.

Click to see more example sentences
everything hepsi

'Cause everything I do is just for you All for you Come on, give me your love.

Çünkü her yaptığım yalnız senin için hepsi senin için hadi gel aşkını bana ver.

So sorry for everything. It's my fault.

Her şey için üzgünüm, hepsi benim hatam.

Are you sure that's everything?

Hepsi bu kadar mı, emin misin?

Click to see more example sentences
everything bütün

All the work around here, and the kids, and everything and my husband left me a week ago

Buradaki bütün işler, çocuklar, her şey ve kocam beni bir hafta önce terk etti.

I don't know everything about this whole killing business.

Ben bütün bu öldürme hakkında her şeyi bilmiyorum.

Is everything else ready?

Bütün her şey hazır mı?

Click to see more example sentences