English-Turkish translations for evil:

kötü, kötücül · şeytan · şeytani · kötülük · kalpli · korkunç · iblis · zalim · uğursuz · günahkar · şanssız · şeytansı · zararlı · kem · alçak · felaket · kaza · günah · other translations

evil kötü, kötücül

There's romance, there's action, there's kind of battle between good and evil. Stop!

Romantizm var, aksiyon var iyi ve kötü arasında bir çeşit savaş var.

There's evil people in this world, Tommy.

Dünyada çok kötü insanlar var Tommy.

You are an evil, heartless troll, so, actually, we have a lot in common.

Sen kötü, kalpsiz bir canavarsın. Yani aslında çok ortak noktamız var.

Click to see more example sentences
evil şeytan

But one day, the evil king and his men found her and took her away.

Ama bir gün, şeytan kral ve adamları onu bulmuş ve geri götürmüşler.

There's evil in this house.

Bu evde bir şeytan var.

Yeah, one good, one evil.

Evet, biri iyi, biri şeytan!

Click to see more example sentences
evil şeytani

Your evil little heart is in the right place, but I have a better idea.

O minik şeytani kalbin doğru yerde ama daha iyi bir fikrim var.

No, that is evil.

Hayır bu çok şeytani.

Everyone looks at me as the Evil Queen, including my son.

Herkes beni Şeytani Kraliçe olarak görüyor. Oğlu da dahil.

Click to see more example sentences
evil kötülük

If there's a God, why is there so much evil in the world?

Eğer bir Tanrı varsa, dünyada neden bu kadar çok kötülük var?

There's evil here.

Burada kötülük var.

This dragon is pure evil.

Bu ejderha saf kötülük dolu.

Click to see more example sentences
evil kalpli

Your evil little heart is in the right place, but I have a better idea.

O minik şeytani kalbin doğru yerde ama daha iyi bir fikrim var.

I mean Writing a happy ending for the Evil Queen.

Kötü Kalpli Kraliçe için mutlu bir son yazmak.

He's an evil genius.

Kötü kalpli bir dahi.

Click to see more example sentences
evil korkunç

And I shall not be evil, but beautiful and terrible as the morning and the night.

Ve ben kötü olmayacağım ama sabah ve gece kadar güzel ve korkunç olacağım.

I have done something so terrible so evil.

Çok korkunç birşey yaptım Çok kötü

Come on, he's much more hideous and evil than me!

Hadi ama! O benden bile daha korkunç ve kötü.

Click to see more example sentences
evil iblis

A demon is a creature of evil, pure and simple.

İblis kötü kalpli, saf ve basit bir yaratıktır.

This is an evil book.

Bu bir iblis kitabı.

I think he's evil.

Bence o bir ibliS.

Click to see more example sentences
evil zalim

God bless you, Evil Scarecrow.

Tanrı seni korusun, Zalim Korkuluk.

Is the mother of my child a cruel, evil, brilliant, savant, idiot genius?

Çocuğum bir zalim annesi mi kötülük, parlak, bilgin, salak deha?

An evil unstoppable army

Zalim durdurulamaz bir ordu

Click to see more example sentences
evil uğursuz

That is an evil ring!

Bu uğursuz bir zil.

This is an evil generation!

Bu uğursuz bir nesil.

An evil hand.

Uğursuz bir el.

Click to see more example sentences
evil günahkar

The eternal battle between good and evil, saint and sinner.

İyi ve kötü, aziz ve günahkar arasındaki sonsuz savaş.

You're not evil. You're just not honest.

Sen günahkar değilsin, sadece dürüst değilsin.

A rabbit, a suicide, a killer, evil, water overflowing from a glass..

Bir tavşan, intihar eden biri, bir katil, bir günahkar, bardaktan taşan su.

evil şanssız

But lucky for us, I'm evil, right?

Ama şanslıyız ki, ben kötüyüm, değil mi?

Good, evil, poor luck, best luck.

İyi, kötü, Kötü şans, iyi şans.

Lydia does seem a bit hapless, but she doesn't seem evil.

Lydia biraz şanssız görünüyor olabilir ama kötü biri gibi görünmüyor.

evil şeytansı

That's not evil enough.

Bu yeterince şeytansı değil.

I'm an evil mistress.

Ben şeytansı bir metresim.

evil zararlı

Evil cousin Shawn.

Zararlı kuzen Shawn.

Red water, alien woe, rotten seed and evil weed.

Kızıl su, yabanıl ıstırap, kötü tohum, ve zararlı ot.

evil kem

His evil eye

Onun kem gözü

God save you from evil-eyes.

Tanrım seni kem gözlerden korusun.

evil alçak

Something nefarious and also evil.

Alçakça bir şey. Ayrıca şeytanca.

evil felaket

Actually it's my weekly evil-conspiracy and needlepoint group.

Aslında haftalık felaket tellallığı ve dikiş nakış toplantımıza.

evil kaza

Evil's an accident.

Kötülük bir kaza.

evil günah

A world filled with evil and temptation and danger.

Kötülük, günah ve tehlike dolu bir dünyaya.