English-Turkish translations for exactly:

tamı tamına, tam tamına, tam · tam olarak · kesinlikle · aynen · tamam · tamamen · kesin · dakikası dakikasına · kesin olarak · tıpatıp · other translations

exactly tamı tamına, tam tamına, tam

You know what? This is exactly why I don't ever wanna do anything with you anymore.

Biliyor musun işte tam olarak bu yüzden artık seninle bir şey yapmak istemiyorum.

Well, it wasn't exactly a little thing.

Tam olarak küçük bir şey değildi.

It's not exactly the same.

Tam olarak aynı değil.

Click to see more example sentences
exactly tam olarak

You know what? This is exactly why I don't ever wanna do anything with you anymore.

Biliyor musun işte tam olarak bu yüzden artık seninle bir şey yapmak istemiyorum.

That's exactly why I called you this morning.

Ben de tam olarak bunun için bu sabah sizi aradım.

I'm sorry, call me crazy, but I don't exactly trust them.

Üzgünüm, bana deli de, ama ben tam olarak onlara güvenmiyorum.

Click to see more example sentences
exactly kesinlikle

That's not exactly true, sir.

Bu kesinlikle doğru değil, efendim.

Well, then let it be exactly that.

O zaman, bırak kesinlikle öyle olsun.

Yes or no? That's exactly right.

Evet ya da hayir? Bu kesinlikle dogru!

Click to see more example sentences
exactly aynen

Either it's exactly what it looks like, Which is bad enough, or it's something worse.

Ya, aynen göründüğü gibi bir şey ki bu yeterince kötü, ya da daha da beteri.

That's exactly what he says.

O da aynen öyle söylüyor.

Exactly what I thought.

Aynen ben de öyle düşündüm.

Click to see more example sentences
exactly tamam

Okay, I got it, but what does that mean to you, exactly?

Tamam anlıyorum ama, senin için tam olarak ne anlama geliyor bu?

Okay, what did you say, exactly?

Tamam, sen tam olarak ne söyledin?

Alright, it's not exactly risky business, but there's always the ride back.

Tamam bu tam olarak riskli değil, ama her zaman bir geri dönüş vardır.

Click to see more example sentences
exactly tamamen

It's not exactly true, but she's my kid and I want to see her happy.

Bu tamamen doğru değil, ama o benim çocuğum ve ben onu mutlu görmek istiyorum.

That's exactly the problem

Bu tamamen bir problem.

Fred, I've been thinking exactly the same thing.

Fred, ben de tamamen aynı şeyi düşünüyordum.

Click to see more example sentences
exactly kesin

Who might that be exactly?

Kesin olarak kim olabilir?

It's not an exact science, here.

Burada kesin bir bilim yok.

Do you want an exact date?

Kesin bir tarih mi istiyorsun?

Click to see more example sentences
exactly dakikası dakikasına

Wait, what exactly did he tell you?

Dur bir dakika. Sana, tam olarak ne dedi?

No, wait, that's exactly what it is.

Dur bir dakika. Aslında tam olarak öyle.

Exactly six minutes, Doctor.

Tam olarak altı dakika, doktor.

Click to see more example sentences
exactly kesin olarak

Who might that be exactly?

Kesin olarak kim olabilir?

Who exactly owns this place?

Buranın kesin olarak sahibi kim?

Cutting up the canvas like this gives us the exact relations.

Tuvali bu şekilde kesmek ilişkileri bize tam olarak verir.

Click to see more example sentences
exactly tıpatıp

Okay, that's weird, because that looks exactly like your ex-partner.

Pekâlâ. İşte bu biraz garip. Çünkü tıpatıp senin eski ortağına benziyor.

The old man's was directly beneath and exactly the same.

Yaşlı adamınki de tam altında ve tıpatıp aynı.

'Cause that looks exactly like your ex-partner.

Çünkü tıpatıp senin eski ortağına benziyor.

Click to see more example sentences