English-Turkish translations for examine:

muayene etmek · incelemek · araştırmak · bakmak · geçirmek · müfettiş · değerlendirmek · gözden geçirmek · sorguya çekmek · other translations

examine muayene etmek

He wasn't in pain this morning. That's new. Let me examine him.

Sabah böyle bir ağrısı yoktu, bu yeni bir şey, muayene etmeme izin ver.

Well, I suppose I can examine you another time

Sanırım sizi başka bir zaman da muayene edebilirim.

After he examined you, then what happened?

Sizi muayene ettikten sonra ne oldu?

Click to see more example sentences
examine incelemek

Examine these files Red Eagle and see who could be.

Kızıl Kartal kim olabilir bir de şu dosyaları inceleyin.

Dr. Blanco if you'll just allow me to examine the body please.

Dr Blanco Sadece bana izin verirseniz cesedi incelemek için lütfen.

We have more bones to examine.

İnceleyecek daha çok kemik var.

Click to see more example sentences
examine araştırmak

Meanwhile, we have a warrant to examine your tools for blood.

Bu arada, elimizde senin aletlerini kan için arama izni var.

Because a medical examiner called him.

Onu da tıbbi bir araştırmacı aramış.

Forensics ChiefHarvey Woodside and Medical Examiner Emile Weil.

Adli Tıp Şefi Harvey Woodside, Tıbbi Araştırmacı Emile Well.

Click to see more example sentences
examine bakmak

Then go to the examining room!

O zaman muayene odasına git de bak!

ASwedish man, Birger Dahlerus, testified in cross-examination thathe had metHermann Goering.

Bunlar Nürnberg tutanakları binbaşı, bakın. Burada bir işadamının sorgusunda söyledikleri yazıyor.

Well, let's examine the facts.

O zaman gerçeklere bir bakalım.

Click to see more example sentences
examine geçirmek

Examiner captures Earl Williams.

Examiner, Earl Williams ele geçirdi.

Then you'll examine Evert Gullbergs' background.

Evert Gullberg'in geçmişini de araştırmalısın.

Adele Louise Stanton has passed the State Bar Examination.

Adele Louise Stanton, Eyalet Baro sınavını geçti.

Click to see more example sentences
examine müfettiş

He's a Federal Bank examiner.

O bir Federal Banka müfettişi.

J. Pinkerton Snoopington, bank examiner, is that right?

Banka müfettişi J. Pinkerton Snoopington, değil mi?

Carter, bank examiner.

Carter, banka müfettişi.

examine değerlendirmek

It wasn't there when I examined him this morning.

Bu sabah onu muayene ettiğimde orada değildi.

My last physical examination was not that long ago.

Son fiziksel muayenem çok uzun zaman önce değildi.

examine gözden geçirmek

There's no suspicion of The police have now examined all of Wennerström's bank accounts.

Hiç şüphe yok ki polis Wennerström şirketlerinin tüm hesaplarını gözden geçirecek.

examine sorguya çekmek

I'd like to cross-examine the witness.

Tanığı çapraz sorguya çekmek istiyorum.