English-Turkish translations for exceptional:

istisna · olağanüstü · istisnai · fevkalade · özel · olağandışı · ayrı · müstesna · nadir · eşsiz · sıra dışı · ayrıcalıklı · other translations

exceptional istisna

How about tonight you make an exception for the new guy?

Bu gece yeni eleman için bir istisna yapmaya ne dersin?

Yes, Agent Keen, for every rule there is an exception.

Evet, Ajan Keen, her kural için bir istisna vardır.

For you, mayor hayes, I can make an exception.

Başkan Hayes sizin için bir istisna yapabilirim.

Click to see more example sentences
exceptional olağanüstü

Claire, you're an exceptional young woman, and you deserve an exceptional education.

Claire, sen olağanüstü genç bir bayansın ve olağanüstü bir eğitimi hak ediyorsun.

This was an exceptional mission and deserves a celebration.

Bu, olağanüstü bir görevdi ve kutlamayı hak ediyor.

For people with exceptional abilities.

Olağanüstü yetenekleri olan insanlar için.

Click to see more example sentences
exceptional istisnai

What that means, Mina is that you're an exceptional subject.

Bu ne anlama geliyor mina? Sen istisnai bir durum musun?

Look, this is exceptional.

Bak, bu istisnai bir durum.

But this case is quite exceptional.

Ama bu gerçekten istisnai bir durum.

Click to see more example sentences
exceptional fevkalade

Anthony's always been a wonderful son and an exceptional student.

Anthony her zaman mükemmel bir çocuk ve fevkalade bir öğrenci olmuştur.

The creature has captured my exact likeness this is exceptional.

Bu yaratık benim aynı özelliklerimi yakalamış, fevkalade bu.

Listen to me, David's an exceptionally good guy.

Dinle beni, David fevkalade iyi bir adam.

Click to see more example sentences
exceptional özel

Except that woman of yours, she's a special case.

Senin o kadın mahkumun dışında O özel bir durum.

But in this case, I'm willing to make an exception.

Ama bu özel durum için bir istisna yapacağım.

Except he's a bit special.

Ama o biraz daha özel.

Click to see more example sentences
exceptional olağandışı

Nothing out of the ordinary, except he's missing.

Olağandışı hiç bir şey yok, kayıp olması dışında.

It's an exceptional plane, but over here, never!

Olağandışı bir uçak, ama bu taraflarda, asla!

This heavy rain is surely exceptional.

Bu şiddetli yağmur çok olağandışı. Evet.

Click to see more example sentences
exceptional ayrı

Except you have a beautiful wife and a mother who loves you I just have me.

Ayrıca bir de beni seven güzel bir karım ve harika bir. .annem yok.

Except he wants money.

Ayrıca o para da istiyor.

And nothing exists except love, except love which now begins

Ayrıca sevgi dışında var olan bir şey yok Şimdi başlayacak sevgi haricinde

Click to see more example sentences
exceptional müstesna

Jessica, your voice is exceptional.

Senin sesin, Jessica, müstesna bir ses.

Now listen, Petey is an exceptional child!

Dinle şimdi, Petey müstesna bir çocuktur!

Today is an exceptional day.

Bugün müstesna bir gün.

Click to see more example sentences
exceptional nadir

According to my uncle Jeff, an accident like this is exceptionally rare.

Jeff amcama göre böyle bir kaza son derece nadir görülürmüş.

Henry Scudder was a rare exception.

Henry Scudder çok nadir bir istisnaydı.

Except in very expensive, rare editions.

Sadece çok pahalı olan nadir baskılar bulunuyor.

exceptional eşsiz

An exceptional wife and mother.

Olağanüstü bir ve anne.

Except, the prints match.

Ama parmak izleri eşleşti.

exceptional sıra dışı

Nothing wrong except a common bladder infection.

Sıradan bir mesane enfeksiyonu dışında bir sorunu yok.

It's an exceptional piece, isn't it?

Sıra dışı bir parça, değil mi?

exceptional ayrıcalıklı

Tonight a below average man is going to choose between two exceptional men.

Bu akşam ortalama altındaki bir adam, ayrıcalıklı iki adam arasında seçim yapacak.