English-Turkish translations for exciting:

heyecanlı · heyecan verici · ilginç · eğlenceli · çekici · etkileyici · heyecanlandırıcı · other translations

exciting heyecanlı

Dear daughter, take this money and start something new and exciting with your life.

Sevgili kızım, bu parayı al ve hayatınla yeni ve heyecan verici bir şey başlat.

Is there anything more exciting than that?

Bundan daha heyecanlı bir şey olabilir mi?

And it was all very exciting

Ve bu çok heyecan vericiydi.

Click to see more example sentences
exciting heyecan verici

Dear daughter, take this money and start something new and exciting with your life.

Sevgili kızım, bu parayı al ve hayatınla yeni ve heyecan verici bir şey başlat.

This will be so exciting.

Bu çok heyecan verici olacak.

Yeah, like that. That's exciting. That's awesome.

Evet onun gibi, heyecan verici, harika olan o.

Click to see more example sentences
exciting ilginç

And now, I have some exciting news.

Ve şimdi, bazı ilginç haberlerim var.

We have found something really exciting and we think it maybe a new dinosaur.

Biz ilginç bir şeyler bulduk ve belki, bu yeni bir dinozor olabilir.

Angela, you're a very exciting woman.

Angela, sen çok ilginç bir kadınsın.

Click to see more example sentences
exciting eğlenceli

Yeah, yeah, something really exciting and fun.

Evet, evet, çok eğlenceli ve heyecanlı bir şey.

And even though it was exciting and fun more than anything. It was a relief.

ve her ne kadar her şeyden daha çok heyecanlı ve eğlenceli olsa da, daha çok bir rahatlamaydı.

It was exciting and fun.

Eğlenceli ve heyecanlı olurdu.

Click to see more example sentences
exciting çekici

Am I attractive and exciting to you?

Senin için de çekici ve heyecan verici miyim?

You are an attractive, exciting and sensitive man.

Sen çekici, heyecan verici ve çok duyarlı bir erkeksin.

He's kind of exciting and attractive.

Heyecanlı ve çok çekici biri.

Click to see more example sentences
exciting etkileyici

Something foreign and exciting, like Ethan.

Yabancı ve etkileyici bir şeyler, Ethan gibi.

Travel. excitement decisions affecting people's lives, romance, thrills.

Seyahat. Heyecan, insanların hayatını etkileyen kararlar, romantizm. Heyecan.

An exciting investment opportunity.

Etkileyici bir yatırım fırsatı için.

Click to see more example sentences
exciting heyecanlandırıcı

It's more exciting this way.

Bu yol daha heyecanlandırıcı.

She's exciting, and she's beautiful.

O çok heyecanlandırıcı, çok güzel.

It's an exciting moment, Kes, and I'm very happy for you.

Bu çok heyecanlandırıcı bir an, Kes, ve senin için çok seviniyorum.