English-Turkish translations for exclusively:

özellikle · sadece · yalnız · sırf · ancak · other translations

exclusively özellikle

I need you to arrange an exclusive between Vanessa Chandler and the President.

Özel bir görüşme ayarlaman lazım Vanessa Chandler ve Başkan arasında.

Brian, it's so exclusive that it doesn't even have a location.

Nerede? Brian, o kadar özel ki, bir yeri bile yok.

Thanks so much, Rhea, for this exclusive interview.

Çok teşekkür ederim, Rhea, bu özel röportaj için.

Click to see more example sentences
exclusively sadece

Don't worry. It's a very exclusive guest list.

Merak etme, sadece bir seçkin davetli listesi.

But Kleinfelter dealt exclusively with one journalist, Celia Carroll of the Dispatch.

Ama Kleinfelter sadece ve sadece tek bir gazeteciye gönderdi "Dispatch"ten Celia Carroll.

And there was also navy-blue paint Used exclusively on chevy impalas.

Bir de sadece Chevy Impala'larda kullanılan lacivert boya varmış.

Click to see more example sentences
exclusively yalnız

He works exclusively for me.

O yalnızca benim için çalışır.

New Moonstar Lashes. exclusively Maybelline's.

Yeni Ayyıldız Kirpikler, yalnızca Maybelline'den.

exclusively sırf

The theatre's for everybody you included but not exclusively.

Tiyatro herkes içindir, sen dahil, ama sırf senin için değildir.

exclusively ancak

Under an exclusive marketing agreement with me.

Benimle imtiyazlı bir pazarlama anlaşması altında.