English-Turkish translations for exercise:

egzersiz · yaptırmak · egzersiz yapmak · tatbikat · alıştırma · yapma · çalışma · ettirmek · antrenman · uygulamak · çalıştırmak · uygulama · kullanmak · deney · antreman · talim · eksersiz · other translations

exercise egzersiz

Lights out, and we'll see you tomorrow for more exercise and proper diet.

Işıklar kapansın, yarın daha fazla egzersiz ve uygun diyet için görüşürüz.

It's a trust exercise.

Bu bir güven egzersizi.

Oh, the exercise will do us good.

Oh, biraz egzersiz bize iyi gelir.

Click to see more example sentences
exercise yaptırmak

Do you exercise like this everyday... .or are you doing it today just to impress me?

Her gün böyle egzersiz yapıyor musun yoksa sadece beni etkilemek için mi yapıyorsun?

Have you at least been doing more exercise like we discussed?

En azından daha fazla egzersiz yapıyor gibi Konuştuğumuz?

And you want me to exercise too, right?

Benim de egzersiz yapmamı istiyorsun, değil mi?

Click to see more example sentences
exercise egzersiz yapmak

Do you exercise like this everyday... .or are you doing it today just to impress me?

Her gün böyle egzersiz yapıyor musun yoksa sadece beni etkilemek için mi yapıyorsun?

Have you at least been doing more exercise like we discussed?

En azından daha fazla egzersiz yapıyor gibi Konuştuğumuz?

Until then, take some exercise

O zamana kadar biraz egzersiz yap.

Click to see more example sentences
exercise tatbikat

No no, this is just an exercise, that's all.

Hayır, hayır. Bu sadece bir tatbikat, o kadar.

Major, this is not a scientific exercise.

Binbaşı, bu bilimsel bir tatbikat değil.

It's not a training exercise.

Artık bir eğitim tatbikatı değil.

Click to see more example sentences
exercise alıştırma

Is this a training exercise?

Bu bir eğitim alıştırması mı?

This is an exercise known as King's Game.

Bu bir alıştırma ve King'in oyunu olarak biliniyor.

I'll give you another exercise.

Sana başka bir alıştırma vereceğim.

Click to see more example sentences
exercise yapma

The next day, samantha decided to get some exercise as well.

Ertesi gün Samantha da biraz egzersiz yapmaya karar verdi.

I'd probably try a little more exercise. Maybe some yoga? Or Pilates?

Daha fazla egzersiz yapmayı deneyin, yoga ya da biraz Pilates olabilir.

I'm going to exercise first.

Ben egzersiz yapmaya gidiyorum.

Click to see more example sentences
exercise çalışma

Sir, what is this exercise?

Bu çalışma ne için efendim?

Is this an exercise or what?

Bu bir çalışma değil mi?

Is this practical exercise really necessary?

Bu uygulamalı çalışma gerçekten gerekli mi?

Click to see more example sentences
exercise ettirmek

I repeat, this is not an exercise.

Tekrar ediyorum, bu bir tatbikat değildir.

I wonder what they do for exercise.

Spor için ne yapıyorlar merak ediyorum.

Get out, exercise, and learn some dance.

Dışarı çık, egzersiz yap, dans etmeyi öğren.

Click to see more example sentences
exercise antrenman

Besides, this is good exercise.

Ayrıca, bu iyi bir antrenman.

Tomorrow is just another exercise

Yarın sadece başka bir antrenman günü.

Do some exercise.

Biraz antrenman yap.

Click to see more example sentences
exercise uygulamak

This is merely a routine training exercise.

Bu sadece sıradan bir eğitim uygulaması.

It's a communication exercise.

Bu bir iletişim uygulaması.

Is this a Red Flag exercise?

Bu, kızıl bayrak uygulaması mı?

Click to see more example sentences
exercise çalıştırmak

I've got too much anger for this trust exercise.

Bu güven çalışması için içimde çok fazla öfke var.

This exercise is designed to teach you teamwork.

Bu egzersiz, takım çalışmasını öğretmek için tasarlandı.

I've been trying all those rehabilitation exercises the the Epley Maneuver and a couple others for the last month or so.

Ben tüm bu rehabilitasyon egzersizleri çalışıyorlar Epley Manevra ve birkaç diğerleri geçen ay ya da öylesine için.

exercise uygulama

This exercise is a pointless and insulting waste of time.

Bu uygulama anlamsız ve onur kırıcı bir zaman kaybı.

This isn't a diplomatic exercise.

Bu diplomatik bir uygulama değil.

exercise kullanmak

But that's a practical exercise, not a personal one.

Ama bu kullanışlı bir egzersiz, kişisel değil.

That's why we're exercising our peremptory challenge.

Bu nedenle jüriyi reddetme hakkımızı kullanmak istiyoruz.

exercise deney

I'd probably try a little more exercise. Maybe some yoga? Or Pilates?

Daha fazla egzersiz yapmayı deneyin, yoga ya da biraz Pilates olabilir.

exercise antreman

Okay, you tell me, when's the last time he's exercised?

Tamam, sen bana söyle, en son ne zaman antreman yaptı?

exercise talim

The cocktail party exercise is tonight.

Kokteyl partisi talimi bu akşam.

exercise eksersiz

It's also good exercise

Ayrıca iyi bir eksersiz.