English-Turkish translations for exhaust:

yorgun · yorulmak · bitirmek · egzoz · bitkinlik · tükenme · yormak · çıkarmak · boşalmak · öldürmek · other translations

exhaust yorgun

Thirsty and exhausted, it follows the tracks of its mother, but sadly in the wrong direction.

Susamış ve yorgun fil, annesinin izlerini takip ediyor ama, ne yazık ki yanlış yöne.

Come on, leave her alone she's exhausted.

Hadi, rahat bırakın onu. Çok yorgun.

I know what these tournaments do to you I know how exhausted and tired and depressed and physically ill you get.

Bu turnuvaların sana ne yaptığını biliyorum ne kadar bitkin ve yorgun ve keyifsiz ve hasta olduğunu biliyorum.

Click to see more example sentences
exhaust yorulmak

I know, I'm exhausted too.

Biliyorum, ben de yoruldum.

Yep, I'm exhausted, and it's not even noon.

Evet, çok yoruldum ama daha öğlen bile olmadı.

Oh, my God, I'm exhausted.

Aman Tanrım. Çok yoruldum.

Click to see more example sentences
exhaust bitirmek

We've both had a very exhausting evening, and we're both drained, and

İkimiz çok yorucu bir gece geçirdik ve ikimiz de bitip tükendik.

But some days, Charles, I feel totally and utterly exhausted.

Ama bazı günler, Charles, kendimi tamamen bitmiş hissediyorum.

Both batteries must be exhausted.

Her iki pil bitmiş olmalı.

Click to see more example sentences
exhaust egzoz

You need a new rear exhaust silencer.

Yeni bir egzoz susturucusuna ihtiyacın var.

Starboard exhaust valve!

Sancak egzoz valfı!

The intake and exhaust manifolds are both fine.

Egzoz ve emmenin ikisi de iyi durumda.

Click to see more example sentences
exhaust bitkinlik

Low blood sugar, exhaustion.

Düşük kan şekeri, bitkinlik.

Post-traumatic stress, plus the elevation and exhaustion.

Travma sonrası stres, artı rakım ve bitkinlik.

Pain, exhaustion, anger.

Acı, bitkinlik, nefret.

exhaust tükenme

Each day brings them closer to exhaustion and starvation.

Her gün onları tükenmeye ve açlıktan ölmeye yaklaştırır.

Dialogical Exhaustion by David Gale.

Mantıksal Tükenme." David Gale.

exhaust yormak

I exhausted him.

Onu çok yordum.

exhaust çıkarmak

Look at that exhaust fan.

Şu eksoz çıkışına bak.

exhaust boşalmak

Not now, I'm exhausted.

Şimdi değil, ben boşaldım.

exhaust öldürmek

Then how can he die of exhaustion?

O zaman nasıl yorgunluktan ölmüş olabilir?