English-Turkish translations for exist:

var · olmak · var olmak · yaşamak · varoluş · bulunmak · mevcut olmak · baki olmak · varolmak · durmak · kalmak · other translations

exist var

If there is really such a place, wouldn't it be better if humans never existed at all?

Gerçekten öyle bir yer varsa eğer insanlar hiç var olmamış olsa, daha iyi olmaz mıydı?

No, they don't usually do anything, because they don't usually exist.

Hayır, genelde bir şey yapmazlar, çünkü genelde var olmazlar.

Would a love like that.. Exist really?

Gerçekten öyle bir aşk var mı?

Click to see more example sentences
exist olmak

If there is really such a place, wouldn't it be better if humans never existed at all?

Gerçekten öyle bir yer varsa eğer insanlar hiç var olmamış olsa, daha iyi olmaz mıydı?

It don't exist yet, but it will in five years.

Şimdilik ortada bir şey yok, ama beş yıl içinde olacak.

It's because nobody knows you exist.

Çünkü kimse senin var olduğunu bilmiyor.

Click to see more example sentences
exist var olmak

If there is really such a place, wouldn't it be better if humans never existed at all?

Gerçekten öyle bir yer varsa eğer insanlar hiç var olmamış olsa, daha iyi olmaz mıydı?

It's as if he doesn't exist; No taxes, no bank records, nothing;

Sanki hiç var olmamış. Vergi ve banka kaydı, hiçbir şey yok.

I may not exist, but this gun does.

Ben yok olabilirim ama bu silah var.

Click to see more example sentences
exist yaşamak

He lived here his whole life. It's like he never existed.

Tüm hayatı boyunca burada yaşadı ama sanki hiç var olmamış gibi.

Everything you see exists together in a delicate balance.

Gördüğün her şey, hassas bir denge içinde birlikte yaşıyor.

Michael Knight, is a living, breathing, insult to my existence.

Michael Knight, yaşıyor ve nefes alıyor. Bu, benim varlığıma bir hakarettir.

Click to see more example sentences
exist varoluş

That's a completely different plane of existence.

Bu tamamen farklı bir varoluş seviyesi.

Then suddenly, without warning, everything exploded into existence.

Sonra birdenbire, ansızın, her şey varoluşa patladı.

Parallel existences now with the individual no longer restricted bytime and space.

Paralel varoluşlarda şimdi birey artık zaman ve mekanla kısıtlı değil.

Click to see more example sentences
exist bulunmak

Where can I find a white rooster? Well, it doesn't exist.

Nerede beyaz bir horoz bulabilirim? iyi de öyle bir şey yok ki.

If a super clone exists, we will find him.

Eğer bir Süper Klon varsa onu bulacağız.

Non, non, madame, that was not Mrs Van Dusen who you met, because Mrs Van Dusen, she does not exist.

Hayır, hayır, bayan. Buluştuğunuz kişi Bayan Van Dusen değildi. Çünkü Bayan Van Dusen diye biri yok.

Click to see more example sentences
exist mevcut olmak

Of course, officially, I no longer exist.

Tabii ki, resmi olarak, artık mevcut değilim.

Technically it doesn't exist.

Teknik olarak mevcut değil.

It doesn't officially exist?

Resmi olarak mevcut mu?

Click to see more example sentences
exist baki olmak

Look, it wasn't an alien, but this video cannot exist.

Bak, o bir uzaylı değil, ama bu video var olmamalı.

I went looking for something that didn't exist, and I

Olmayan bir şeye bakmak için gittim ve ben

Look, I know that you know this thing exists.

Bak, bu şeyin var olduğunu bildiğini biliyorum.

Click to see more example sentences
exist varolmak

Plus, an attack by a non-existent Romulan vessel.

Ayrıca, hiç varolmayan bir Romulan gemisinin saldırısı var.

Crazy, non-existent plans.

Çılgın, varolmayan planlar.

To exist, you eitherhave to be a bitch ora complete slut.

Varolmak için, ya bir fahişe ya da tam bir sürtük olmak zorudasın.

exist durmak

Does that store still exist?

O dükkan hala duruyor mu?

Evidence still exists.

Delil hala duruyor.

The embroidery still exist?

Nakış hala duruyor mu?

exist kalmak

Actually, that company no longer exists, Your Honor.

Aslında öyle bir şirket kalmadı, Sayın Hâkim.

This only exists in this room.

Sadece bu oda içinde kalacak.

Only the Athenians exist.

Geriye sadece Atinalılar kaldı.